Sevil oturmuş gazete okumaktaydı.Gazete okumaya o kadar dalmıştıki,kendisine gelmesi için adını defalarca söyleyen kişiyi duymamıştı bile.Daha sonra omuzunda bir el hissetti kafasını çevirdiğinde çok sevdiği meslektaşı Ayçin’le karşılaştı.”Günaydın” dedi,sevecenlikle Sevil. “sabaktan beri sana sesleniyorum” dedi Ayçin. “Duymadım” diye cevap verdi sevil.”Şu gazetedeki haber canımı sıktı” diye ekledi. “3. Sayfa haberleri mi “ diye sordu Ayçin. Sevil kafasını sallamakla yetinmişti . İnsanlar nasıl bu kadar cani olabiliyorlardı aklı almıyordu, bu düşünceler içinde boğuşurken Ayçin’nin sesi tekrar kendisine getirdi Sevil’i. “Canını daha fazla sıkmak istemem ama aşağıda sorgu odasında ki görev sana verildi “ dedi. Sevil kafasını sallamakla yetindi. Sonuçta bu mesleği kendisi seçmişti yavaş yavaş merdivenlerden indi ve sorgu odasını ulaştı karşısında ki adamı görünce kapıyı sertçe kapattı.. Gözlerinden sinirli olduğu anlaşılıyordu. Kızın sinirine karşı adamın pek bir sakin hali vardı. Sevil, ellerini masaya koydu ve bağırmaya başladı" Sen hiç akıllanmaz mısın buraya kaçıncı gelişin" dedi. Adam gayet sakin bir ses tonuyla " Biliyorum ki ben buradan rahat rahat çıkacağım tatlım" dedi, biraz yaklaşarak. Sevil geriye doğru adım attı ona yaklaşmasını istemiyordu.Sinirle ''Otur yerine'' dedi. Adam yavaşça sandalyesine oturdu ve genç kızın yüzüne baktı,sesinde sabırsızlık vardı " hadi ama dışarıda yapacaklarım var şunlara söylede bıraksınlar" dedi. Sevil daha da sinirlenmişti ve eliyle masaya vurdu, ''kes sesini,her seferinde kurtulmayı başarıyorsun ama bu sefer o kadar kolay olmayacak'' dedi Adam hiç de paniklemişe benzemiyordu. Keyifli keyifli yerinde oturmaya devam etti." Ne yapabilirsin ki"dedi, genç adam karşısındakinin sinirlenişini keyifle izliyordu. Onu sinirlendirmek hoşuna gidiyordu. " Bundan önceki sabıkalarının üzerine bunu da ekleyip seni nöbetçi mahkemeye yollarım " dedi, keyifle. Adamın suratının asılmasını beklerken yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu Sevil delirmek üzerindeydi . Genç adam gülümsemesi aniden kesip doğruca gözlerine baktı kızın "Bana kıyabilir misin ?" dedi. Sevil bu soruyla afallamıştı, nasıl olurda böyle bir soru sorabilirdi. Ne zannediyordu kendisini. Hemen kendini toparladı ve karşısında ki adama dikti gözlerini, onu taklit ediyordu. Bir an durup adını hatırlamaya çalıştı ve başarmıştı da. Adı Ekrem’di. Biraz daha yaklaştı, gözlerini kıstı ve Ekremin gözlerine kitledi gözlerini. Adamın onu sinir ettiği gibi oda onu sinir edecekti. Elini adamın yüzüne koydu ve “ sana kıymak mı ?” dedi sesindeki yumuşaklık adamı etkisine almıştı. Gözlerini hiç kaçırmadı gözlerinden. evet anlamında başını salladı Ekrem. Sevil, Ekremin bu durumunu görünce gülmemek için kahkasını yuttu ve elini Ekremin yüzünden çekti konuşmaya devam etti “ Sana kıyabilmek mi? Emin ol seni öldürmek elimde olsaydı bunun her anından zevk alarak bu işi yapardım” dedi. Genç polisin gözü yine sinirle dolmuştu. Ve kapıyı arkasından sertçe kapatıp dışarıya çıktı. Sevil o kadar sinirlenmişti ki, siniri başının ağrımasına sebep olmuştu. Elinden destek alarak duvara yaslanmıştı. Onu bul halde görünce Cenker yanına gitti “Sevil iyi misin ?” diye sordu. Sevil “ çok uykusuz kaldım herhalde o yüzden, senden bir şey istesem” dedi. Cenker “tabi ki, nedir ?“ Sevil “ şu sorgu odasındaki belanın, sorgusuna bakar mısın ? dedi cenkerde kabul etti. 1 saat sonra sevil karakolun bahçesine çıkmış, çay içiyordu. Kapıdan çıkan kişiyi görünce içtiği çay boğazına takıldı,öksürmeye başladı. Ekrem,Sevil’i o halde görünce gülmeye başladı. Sevil ise soluğu yanında aldı ve konuşmaya başladı “ ama sen nasıl çıktın suç üstü yakalandın çıkman imkansız” sesinde isyan vardı. Ekrem daha fazla dayanamayarak kahkahayı bastı. Sevil ise sinir küpüne dönmüştü. Bugün hiç gülmemişti. Gerçi polis olduğundan beri gülemiyordu, gördüğü olaylardan dolayı ama bugün ayrıca şu baş belası yüzünden sinirleri bozulmuştu. Ekrem de kendisine geldi.Sorgu odasında konuştuklarında sevilin bir sözü aklına geldi ve sesini taklit ederek konuşmaya başladı “ bundan önceki sabıkalarının üzerine bunuda ekleyip seni nöbetçi mahkemeye yollarım “ tekrar gülmeye başladı ama sözlerini bununla bitmedi “ hani mahkeme nerede ben göremiyorum.Benimle uğraşamayacağınızı halen anlamıyor musunuz güzelim? çok yazık “ dedi.Sevil sinirle Ekrem'in yüzüne baktı. Yine kaçırmıştı onu işte. Bir türlü tutamıyordu elinde. Ekrem ne yaparsa yapsın bu işlerden sıyrılmayı başarıyordu. Sevil kaşları çatık, elleri yumruk halinde Ekrem'e bakarken, Ekrem keyifle sırıtıyordu. ''Eee, ne yaparsın'' dedi Ekrem aynı ifadeyle. ''Yine olan sana oldu'' dedi ve Sevilin yüzünden bir makas aldı ve arkasına bakmadan yoluna devam etti.Sevil de sinirden köpürüyordu. Hızlıca içeri girip sandalyesine oturdu. Cenker de dosyalardan başını kaldırıp Sevil'e baktı.''Hayırdır?'' meraklı gözlerle Sevil'in yüzüne bakıyordu. Sevil masaya sertçe vurdu. ''Onu yine elimden kaçırdım, Allah kahretsin.'' Dedi. ''Kimi?'' sesin sahibine dönüp baktılar. Gelen Cihan'dı. Elinde kahve vardı. Kahveyi masanın üstüne bırakıp o da oturdu.''O azılı kapkaççı var ya, onu işte. Bir de karşıma geçip sırıtıyordu ya, iyice sinirlerim bozuldu'' dedi, Sevil sinirli bir türlü geçmiyordu. ''Bence sen bu hırsıza fena halde kafayı takmışsın.'' dedi Cihan ve arkasına yaslandı. ''Evet fena halde kafayı taktım! Her gün onlarca insanın ceplerini boşaltıyor, mal kaçakçılığı yapıyor ve biz bunu hala içeri tıkamıyoruz'' sesinin bağırarak çıkmasına engel olamamıştı Sevil.''Bu ülkede tek hırsız o mu var sanki?'' Cenker tutarsızca gülmüştü.''O bütün hırsızlara bedel maaşallah.'' Sevil de sinirle ellerini göğsünde birleştirdi. O sırada Amir de içeri girdi. ''Bakıyorum da keyifler yerinde'' Hepsi ayağa kalktı. ''Kahve molası vermiştik de amirim siz de içer misiniz?'' Cihan tepsiden bir kahve daha alıp Adil'e uzattı. ''Yok içmeyeceğim, sağ olun. Oturun ayakta kalmayın. Cihan sen Yüksel'ler ile birlikte devriyeye, Cenker sen de şu kapkaççıyla ilgili bir suç haritası çıkart, nerede durduğumuzu bilelim. Sevil ve Ayçin siz de evlerinize gidebilirsiniz ''Peki amirim'' Sevil ayaklanıp üstünü düzeltti. Cenker de dosyaları alıp gitmişti bile.''Cihan, Ayçin nerede peki?''''O sorguda şu an, ama bitmek üzeredir.'' ''Tamam, görüşürüz. '' Sevil sorgu odasına doğru geldi. Camlı bölmeden Ayçinleri izliyordu. ''Konuş!'' diyordu Ayçin elini sinirle masaya vurarak. Kemal adında bir polis daha vardı içeride ama onun sesi çıkmıyordu. ''Ne istedin onca masumdan, sen?'' ''Onlar hak ettiler. Fatma kaçmayacaktı o oğlanla.. Buldu belasını.'' adam umursamaz görünüyordu. ''Şimdi delireceğim... Çok kolay değil mi senin için öldürmek?'' ''Kolay tabii. Dayadım mı silahı başına, iş biter'' Ayçin sinirle Kemal'e döndü.''Kemal ben çıkıyorum. Sen şunu hallet''''Tamam'' Ayçin hızlıca odadan çıkarken Kemal adamın yakasına yapışmıştı bile. Sevil gerisine bakmadı, Ayçin'e seslendi ''Ayçin!'' ''Sevil? Devriyen yok mu?'' diye sordu Ayçin. Oda sevil gibi çok sinirliydi ve ikisininde dinlenmeye ihtiyacı vardı. ''Yok. Amir izin verdi çıkabiliriz.'' ''Eve gitmeden önce dışarıda yemek yiyelim o zaman.'' ''Tamam'' dedi sevil. Zaten hiç yemek hazırlayacak hali yoktu. İ.E.M'dan çıktıklarında hava kararmaya başlamıştı. Bir taksiye binip alışveriş merkezine gelmişlerdi. Hızlı adımlarla içeri girdiler. ''Aa, Seviil. Şu elbiseye bak ya...'' ''Evet çok güzelmiş gerçekten. İçeri girip bir dene.'' Ayçin denemek için ısrar etmeden Sevil denemesini teklif etmişti. Bugün yaşananlardan dolayı biraz iyi hissetmek isityordu. Çok az da olsa unutmayı her şeyi. ''Tamam al çantamı.''dedi ayçin. Sevil Ayçin'in çantasını alırken birisi onlara sertçe çarptı. Çarpan kişi koşuyordu. Sevil şaşkınlıkla koşan adama baktı. Bu Ekrem'di. Bir çığlık duydu ''Çantam! Çantamı çaldılar!'' Aceleyle çantayı Ayçin'in eline tutuşturdu ve Ekrem'in peşinden koşmaya başladı. ''Dur!'' Ekrem hala koşuyordu. ''Dur diyorum sana, kaçma!'' Sevil de bir adama çarptı ''Ne oluyor ya?'' dedi adam sinirle. ''Çekil be!... Ekrem buradan bir yere kaçamazsın, dur!'' Ekrem yavaşça durdu ama bir kadının boğazına sarılmıştı. Başına silahı dayadı. ''Hemen çekip git buradan yoksa bu kadını öldürürüm'' dedi Ekrem bunu hiç beklemiyordu. Sinirden konuşurken boğazındaki damarlar belli oluyordu. ''Ekrem bırak silahını.'' Dedi. Hem ekremi takrar tutuklamayı hemde kadını kurtarmayı planlıyordu. ''Sen bırak! Kadını öldürürüm diyorum'' Ekrem’in sinirini görünce bırakmak zorunda kaldı silahını kadına bir şey yapmasından korkuyordu. ''Tamam bırakıyorum. Tamam...'' Silahı yere bırakır.. ve ekrem o anda kadınıda çantasını sevile doğru iterek ordan kaçar.. Sevilin ise aklında şu cümle yankılanmaktadır.” Yine kaçırdım onu”...