Paylaş|

"ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ )

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
YazarMesaj
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Salı Mart 26, 2013 7:28 am Paylaş

Arkadaşlar en kısa zamanda yayınlamaya çalışıcam. Ama lütfen yorum yazın. Yorumlarınızı eksik etmeyin :-)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
|Mina
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 25
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 25
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 24/11/12
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Çarş. Mart 27, 2013 9:23 am Paylaş

çok güzel olmuş yb gelsin

sevil bi süre sonra yürür nasısa bu sürede romantik anlar yaşıcaz =D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
.Öykü.
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 263
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 274
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 26/04/12
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : maNga
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Cihan

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Çarş. Mart 27, 2013 9:29 am Paylaş

Hakikaten epey heyecanlı gidiyor , sık sık yaz lütfen. =)

Sevil? Yürür mü ki tekrar? Yürüsün , yürüsün.

Ama evet , Mina'ya katılıyorum o yürüyünceye kadar romantik dakikalar yaşayabilirler dimi? ^^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Çarş. Mart 27, 2013 10:09 am Paylaş

12. BÖLÜM


…EKREM…


O’nun Sevil’i yürüyemiyordu… Aslında bunun olma ihtimalinin büyük olduğunu Sinan O’na söylemişti ama olmayacağını ummuştu. Sevil’ini sedyeden inmeye çalışırken görünce içeri girecekken vazgeçmiş ve O’nu izlemişti. Sevil önce ayağını kaldıramamasını omuz silkerek önemsememiş, ama sonra bir daha deneyince paniklemiş ve kafasını bacaklarından kaldırıp kendisine korkulu gözlerle bakmıştı. O’na ne diyeceğini bilmiyordu. Orada öylece sustu. O’da üzgün gözlerle karşılık verdi Sevil’in gözlerine. Sevil’de anlamıştı artık. Yürüyemiyordu. Sevil birden ağlamaya başlayınca koşarak O’na sarılmış ve saçından öpmüştü. O’nun acı çektiğini biliyordu. Ağlamasına dayanamazdı. Sevil’in bir damla gözyaşı için dünya’yı yakardı. Başını kaldırıp O’nu kendisine bakmaya zorladı. Sevil nemli gözlerinin ardından O’na bakmaya çalıştı. Bunun üzerine Ekrem eğildi ve onun gözlerini öptü. “Ağlama bitanem… Ağlama kurbanın olayım. Seni çok seviyorum. Bunu birlikte aşacağız. Ne olursa olsun her şeyi birlikte aşacağız. Benim sana olan sevgim o kadar büyük ve sağlam ki, bunu hiçbir engel azaltamaz. Sensiz ölürüm ben…” Ekrem O’nu dudaklarından öptü bu sefer. Yumuşacık, aşk dolu bir öpücükle öptü. Kucaklayıp kucağına oturttu. Öpüşü derinleşti ve sertleşti. Kendini geri çekerken bile o dudakları özlemeye başlamıştı. Ayrılma esnasında küçük öpücükler kondurdu.


Sevil biraz yatışmıştı ama hala korkuyordu. İç çeke, çeke Ekrem’in kucağında büzüldü. Ekrem onun saçını okşarken bir yandan da kulağına yatıştırıcı sözler fısıldıyordu. Sevil sakinleşince Ekrem O’na “Kara gözlerine kurban olduğum… Senin üzülmene asla izin vermem… Yürüyemiyorsun evet… Ama şimdilik. Bunun da çaresi var. Sen uyurken ben kapsamlı bir araştırma yaptım ve bu işteki En iyiyi buldum. Amerika’ya gideceğiz. Sen biraz daha toparlan. En kısa zamanda ameliyat olacaksın… Ondan sonra da fizik tedavi ve yavaş, yavaş eski sağlığına kavuşacaksın…” Sevil’in konuşmasıyla sözü yarıda kesildi. “Peki, bu arada sen benimle olacak mısın? Bu kadar uğraş gerektiren bir karın olmasını istiyor musun? Hem doktor ne kadar iyi olursa olsun her ameliyatta başarısızlık ihtimali vardır. Benim ameliyatım başarısız geçerde hayatım boyunca sakat kalırsam… O zamanda beni sevecek misin? Sakat bir kadını sevebilecek misin?” Ekrem O’nu, çenesinden tutarak kendi gözlerine bakmaya zorladı. “Sevil… Bu saçma sapan soruları bana bir daha sorarsan, sana yemin ediyorum ki kendimi öldürürüm… Hayattaki tutanağım, hayat gayem bana bunları söyleyebiliyorsa, benden, benim sevgimden şüphe edebiliyorsa ben zaten bitmişim… Silahtan çıkan mermi yalnızca noktayı koyar. Sakın… Senin için canımı veririm ben. Bırak sakatlığı; kör, sağır, dilsiz dahi olsan seni yine severim ben. Sensiz bana bu dünya, aldığım nefes, içtiğim su, yürüdüğüm toprak haram. Sen yanımda ol… Ben her şeye razıyım. Ama sen yanımda ol.” Dudaklarına yumuşak bir biçimde dokundu konuşması bittiğinde. Sanki sözlerini mühürlemek ister gibiydi.

Sıkıca sarıldı sonra. “Ama şimdi uyumalısın.” Dedi Ekrem ve onu kaldırıp ayağa kalktı. Sevil “Nereye gidiyoruz?” dedi ve esneyip Ekrem’in kucağına yerleşti. Ekrem bunun üzerine O’nu daha bir sıkı kucaklayıp bodrumdan çıkardı. “Sinan’dan izini koparabildim. Odayı hazırlamışlardır. Seni şimdi yukarı, benim odama çıkarıyorum. Bodrumun kasvetinden kurtulmak istedin ve şimdide ferah bir odaya götürüyorum seni.” Merdivenlerden çıkıp Ekrem’in odasına geldiler. Yatak yapılmış ve düzenlice açılmıştı. Ekrem Sevili nazikçe yerleştirip bacaklarını yorganın altına soktu ve üzerini örttü. O’nu alnından öpüp arkasını döndü. Tam odadan çıkacakken Sevil’in “Gitme” demesiyle olduğu yerde kaldı. O’na dönüp “Gitmeyeyim mi?” “Evet, gitme… Burada, benimle kal.” “Pekâlâ, o zaman sen uyuyana kadar başucunda bekleyeceğim. Bu kendini iyi hissetmeni sağlar mı?” “Hayır…” “Hayır mı?” “Evet, ‘hayır’ dedim. Çünkü sen başucumda beklersen kendimi iyi hissedemem. Anca yanıma yatıp bana sarılırsan. Ona da söz vermiyorum. Belki birkaç öpücükte iyi gelebilir…” Sevil’in yanaklarının kızardığını gören Ekrem gülerek o kırmızılıkları öptü ve yorganın altına girip Sevil’ine sarıldı. Yüzleri arasında birkaç santim vardı. Ekrem O’nu öptü. Sevil’le böyle yatakta sarmaş dolaş yatmak ve O’nu öpmek Ekrem’in içinin mutlulukla dolmasına neden oldu. Ne olursa olsun Sevil’i yanındaydı, nefes alıyordu, O’na sevgi dolu bakışlarla bakıyordu ve O’nun öpüşlerine karşılık veriyordu… Ekrem bin bir zorlukla dudaklarını ayırdı ve “Eğer böyle yaparsak hayatta uyumayacağız…” dedi ama O’nu yine öptü. Sevil’i öpmeyi çok seviyordu. Bu öpücükler O’na yaşadığını hissettiriyordu. Ama artık durmalıydı. Sevil hala hastaydı ve O’nu kendi istekleri yüzünden yormamalıydı. Zor da olsa, dudaklarını ayırıp O’nu göğsüne bastırdı. Bir süre Sevil’in düzenli nefes alışını dinleyip yattı. Ne zaman daldığını bilmiyordu ama son düşündüğü Sevil’le bir yatağı ilk defa paylaştıklarıydı...

…SEVİL…



Ameliyat olmanın yorgunluğu ve uyanınca yaşadıklarım nedeniyle aşırı yorgun bir şekilde yatağa yatırılıyorum. Ama Ekrem beni alnımdan öpüp arkasını dönünce içimi bir yalnızlık korkusu kaplıyor. O’na gitme diyorum ve hemen yanıma geliyor. Benim ‘yanıma yat’ söylevimden sonra tereddütsüz yanıma uzanıyor. Bana sarılıyor ve öpüyor beni. Ben de karşılık veriyorum. Onunla her şeyin üstesinden geleceğimizi biliyorum çünkü O’na güveniyorum. O’nu seviyorum. Öpücük sona erdiğinde beni göğsüne yaslıyor ve ben de oranın güvencesi altında uykuya dalıyorum.
***

Uyandığımda Ekrem’i beni izlerken buluyorum. O’na gülümsüyorum. Ama bu gülümseme bacaklarımı oynatmaya çalışıp da oynatamayınca son buluyor. Benim üzgün bakışlarımı gören Ekrem beni koltuk altlarımdan tutup hafif kaldırıyor ve sırtımı yatak başlığına dayıyor. Yüzü çok ciddi. Benle önemli bir hususta konuşacağını anlıyorum.
“Sevil… Hayatım. Bu mesele ne kadar canımı sıksa da sana sormam gerekiyor. Sana… Şey… Kaçırıldığında hangisi dokundu? Bak… Bu konuda ne kadar hassas olabileceğini tahmin edebiliyorum. Ama sana dokunan o şer***siz hangisiyse, bana söyle ki, O’nun canını zevkle alabileyim.”
Ben şaşkınlıkla O’na bakıyorum. O benim suskunluğumu yanlış anlayıp bağırıyor. “Yoksa ikisi de mi? O adi herifleri öldüreceğim. Onları zevkle boğacağım. Benim sevgilime dokundukları için hepsini lime, lime edeceğim…”
“İyi de, bana bir şey yapmadılar ki…”
“Nasıl…”
“Ya O’nlar Şeyda’ya bakire olduğu için dokunamamışlar. Ben de ‘bakireyim’ deyince tırstılar. Yani Onlar bana yalnızca tokat attılar. O kadar. O’nu da uzun attı zaten. Adı Şakir miymiş, ne. Ama komuta kısa adamdaydı. O vur deyince uzun da vuruyordu. Bu kadar sinirleneceğini ve böyle iğrenç fikirler üreteceğini bilseydim, başta anlatırdım…”
Ekrem’in yüzünden rahatladığı belli oluyordu. “Oh be, vallahi ölüyordum korkudan. Daha ben sevdiceğim’e dokunamamışken…” bir gaf yaptığını görerek susuyor Ekrem. Benim de yanaklarım kızarıyor. “ya Ekreeem…” “Ne? Yalan mı?” “Böyle şeyler konuşmamalısın, ayıp…” “Ne demekmiş o öyle. Kızım biz karı kocayız. Bizim için Allah katında da bu katta da ayıp diye bir şey kalmadı. Hem gelsene sen şöyle, sen daha bana günaydın öpücüğü vermedin…” Bana sarılıyor ve ben de O’na sarılıyorum. Tam öpüşeceğimiz sırada oda kapısı vurulup ardından cevap beklemeksizin açılıyor. Elinde kahvaltı tepsisiyle bir hizmetçi beliriyor. Ben hemen toparlanıp uzaklaşıyorum. Ekrem hizmetçi kızın yaptığı patavatsızlığa sinirleniyor ve dönüp kıza dik, dik bakarak “Kapıyı çaldın mı, ondan sonra ‘giriniz’ komutunu bekleyeceksin. Dingo nun ahırı değil burası. Yatak odası. Anlaşıldı mı?” diyor. Kız kızararak tiz bir sesle “Evet efendim…” diyor ve hızlıca tepsiyi bırakıp çıkıyor. Ben kapının kapanmasıyla söylene, söylene Ekrem’e dönüyorum “Ekrem, niye böyle yaptın ki, kıza da yazık, o kadar sert…” Ekrem’e dönünce sözümü bitirmemi beklemeksizin beni kendine çekip dudaklarıma yapışıyor. Ben şaşkınlığımı iki saniye de üzerimden atıp karşılık veriyorum. Otuz saniye kadar sonra nefes almak için ayrılıyoruz. Ekrem konuşmaya başlıyor “Kimse…” nefes almak için duraksıyor “Ama kimse, ben karımı öpecekken bizi rahatsız edemez. Eğer bu patavatsızlığı yaparsa, sonucuna da katlanır. Anlaşıldı mı?”
“Yutkunuyorum. Gözlerimi o keskin gözlerden ayıramadan “Evet, anlaşıldı…” diyorum. Ve O’na sıkıca sarılıyorum. Bir süre öyle kaldıktan sonra beni kendinden uzaklaştırıp gözlerime bakıyor. “Seninle konuşmamız gereken başka bir mesele daha var.” Ben soran bakışlarla bakınca açıklıyor. “Amerika’ya gitmemiz gerekiyor. Sana sormadan yaptım ama yarın yola çıkıyoruz. Ertesi gününde de ameliyat var. Bunu ne kadar erken yaparsak o kadar iyi. Biliyorum yeni bir ameliyat atlattın ama kendini çabucak toparlıyorsun. Tamam mı, senin bir itirazın yoktur umarım.” Ben başımı ‘hayır’ dercesine sallayınca bana sıkıca sarılıp ayağa kalkıyor. “Hayatım, şimdi gitmem gerekiyor, ama hemen dönmeye çalışacağım.” Diyor ve hızlı adımlarla çıkıyor.
O gidince ben yatağa elimden geldiğince düzgün bir şekilde yatmaya çalışıyorum ve uygun pozisyonu alınca uyuyorum. Ekrem beni sarsarak uyandırıyor. “Sevil, kara incim, hadi uyan. Özel jetle gideceğiz. Yolculuk sırasında da uyursun. Ama şimdi kalkman lazım. Hadi birtanem.” Beni kucağına alıp arabaya bindiriyor ve havaalanına gidiyoruz. Jet havalandığında benim için hazırlanmış yatakta yatıyorum ama uykum kaçtığı için yalnızca tavanı izliyorum. Bir süre sonra Ekrem geliyor yanıma ve yatağın kıyısına oturup elimi avucuna alıyor.
“Nasılsınız bakalım?”
“İyiyim. Sen neredeydin?”
“pilotla konuştum. Sonrada hostesten atıştırmalık bir şeyler istedim. İnci Tanem, sana söylemem gereken bir şey var. Biz Amerika’ya yalnızca ameliyata gitmiyoruz. Orada fizik tedavi de göreceksin. Bu yüzden dil sorunu yaşayabilirsin. Ve sana bir şey önermek istiyorum. Ben dışarıda olduğum zamanlar sana dil de yardım edecek birini bulabilirim”
“İyi de Ekrem ben zaten İngilizce biliyorum. Hatta ben daha önce Amerika’ya da geldim. İki ay öğrenci değişim programıyla burada kaldım. Yani hiç zorluk çekmeyeceğim. Sorun etme.”
Ekrem şaşkınlıkla bana bakıyordu. “Peki ne zaman oldu bu olay? Bana neden söylemedin?”
“Bilmem, sormadın ki, hem aradan 4 yıl geçti. Üniversitenin başındaydım. Ben Amerika’da bir ailede kaldım. Ah düşünsene belki de O aileyi yine görürüm. Hem ailenin benim yaşımda bir çocuğu vardı. O’nla da çok iyi anlaşırdık. Ama sonra ben Türkiye’ye dönünce aradaki bağlar da koptu. İnşallah yine karşılaşırız.”
“gerçekten de iyi olur. Hem sırlarını paylaşabileceğin bir kız arkadaş her zaman lazım…”
“Kız olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum…”
“Ne demek bu şimdi? Sen on sekiz yaşında gencecik bir kızken Amerika’da bilmediğin bir ailede, akranın bir erkekle aynı evde mi kaldın?”
“Evet? Yoksa bu bir sorun mu?”
“Evet. Onunla görüşmeyi aklından bile geçirme.”
“Sen… Bunu nasıl söylersin? Artık hayatıma mı karışmaya başlıyorsun yani?”
“Evet Sevil Hanım, gerekirse O’nu da yaparım. Ben senin kocanım ve elalemin erkekleriyle görüşmeni istemiyorum.”
“Ama…”
“Yeter artık Sevil… Hastasın, yorgunsun ve uyumalısın. Bunun yeri burası değil. Daha sonra düzgün bir biçimde konuşuruz. Ama fikrimi değiştirmeyeceğim, haberin olsun.”
Ben kızgınca nefes alıp cevap vermeye hazırlanıyorum ama daha ben konuşamadan hostes elinde atıştırmalıklarla geliyor. Tepsiyi bırakıp gidiyor. Ben biraz atıştırıp yatıyorum. Bacaklarımla dönebildiğim kadar dönüyorum ve uyuyorum. Ekrem’in beni kıskanması her ne kadar hoşuma da gitse, bunu gösterecek değilim.

***

Amerika’ya varıyoruz. Ekrem beni doğruca hastaneye götürüyor. Hazırlanıyorum. Doktor gelip ön tetkikleri yapıyor. Benimle çok ilgileniyorlar. Birkaç saat formalite ve ön kontrolle geçiyor. Sıra ameliyata geliyor. Doktorun ne dediğini gayet net anlıyorum. Amerika da kaldığım o iki ay bana gerçekten iyi gelmiş. Ameliyat kıyafetimi giyip sedyeye yatırılıyorum. Ekrem gelip bana gülümsüyor. Önceki tartışmanın hiçbir izi görünmüyor yüzünde. Daha çok telaş ve korku var. Ben de O’na gülümsüyorum. Elini sıkıyorum cesaret verircesine. Sedye ameliyathaneye girene kadar ellerimiz ayrılmıyor. Ellerimiz ayrılırken Ekrem “Seni seviyorum” diyor bana. “Ben de seni.” Diyorum. Ameliyathaneye getiriliyorum. Ama kapı kapanana kadar gözlerimi Ekrem’den ayırmıyorum. Sonra da kapı kapanıyor.

Bana anestezi veriliyor. Ve ondan geriye sayarken, farkında olmadan uykuya dalıyorum. Ameliyat başlıyor…

12. BÖLÜM SONU…

YORUMLARINIZI BEKLİYORUM :=)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
seyda17
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 3
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 24/03/13
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Cihan

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Perş. Mart 28, 2013 3:38 am Paylaş

canım benim çok güzel yazıyorsun.Ama bana soracak olursan bence kurguyu biraz daha orjinal yapmalısın yani ne biliyim klişelikten uzak ama yinede çok keyifli Very Happy
ellerine sağlık Exclamation
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
.Öykü.
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 263
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 274
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 26/04/12
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : maNga
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Cihan

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Perş. Mart 28, 2013 4:57 am Paylaş

Umarım yürür. -,-

Bölüm yine harika olmuştu , yeni bölümü bekliyoruz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Perş. Mart 28, 2013 6:17 am Paylaş

Ekrem'in replikleri yine harikaydı!!!
Sevil'in bir an önce yürümesini umuyorum ben de.
Çok romantik bir bölümdü.
Polisiye kısımlardan sonra biraz dinginliğe ihtiyaç vardı.
Ellerine sağlık.
Yine çok beğenerek okudum Very Happy
Güzel bir bölüm olmuş. Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
buketsevil
Deneyimli
Deneyimli
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1377
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 1392
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 25/11/10
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : 'ES' A$K 'AC'
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Perş. Mart 28, 2013 7:38 am Paylaş

Mavi Kelebek demiş ki:
Ekrem'in replikleri yine harikaydı!!!
Sevil'in bir an önce yürümesini umuyorum ben de.
Çok romantik bir bölümdü.
Polisiye kısımlardan sonra biraz dinginliğe ihtiyaç vardı.
Ellerine sağlık.
Yine çok beğenerek okudum Very Happy
Güzel bir bölüm olmuş. Very Happy

Aynen... xD Laughing
Aynen... xD Laughing
Aynen... xD Laughing
Aynen... xD Laughing
Aynen... xD Laughing
Aynen... xD Laughing
Aynen... xD Laughing Crying or Very sad Crying or Very sad Embarassed
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Cuma Mart 29, 2013 8:47 am Paylaş

arkadaşlar yorumlarınız için çok teşekkür ederim. İnşallah en kısa zamanda yeni bölümü yayınlayacağım. ama önce size bir şey sormak istiyorum. dizinin akışı polisiye mi, romantik mi, yoksa her ikisi de mi olsun. yorumlarınız benim için çok değerli. dizinin akışına siz karar verin istiyorum. yorumlarınızı eksik etmeyin. hepiniz öpüldünüz. :-)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
elifgamze
Üye
 Üye
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 54
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 54
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 31/08/10
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) C.tesi Mart 30, 2013 4:38 am Paylaş

karışık olsun bu arada eline sağlık çooook güzel olmuş Very Happy :mutluluk:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) C.tesi Mart 30, 2013 5:31 am Paylaş

Bence ikisi de olmalı.
Öyle daha güzel oluyor. Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
buketsevil
Deneyimli
Deneyimli
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1377
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 1392
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 25/11/10
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : 'ES' A$K 'AC'
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) C.tesi Mart 30, 2013 8:35 am Paylaş

Karışık tabiki. =D
Hem aşk hem de polisiye. Bayılırım. =D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Cuma Nis. 05, 2013 6:17 pm Paylaş

Yeni bölüm???
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) C.tesi Nis. 06, 2013 10:21 pm Paylaş

13. BÖLÜM

“Sevmek, bazen O’nun iyiliği için O’ndan vazgeçmektir…”


…EKREM…

Sevil ameliyata girene kadar elini bırakmamıştı Ekrem. O’nu bırakmak zor gelmişti. Ameliyat kapısı kapanınca içini bir korku kaplamıştı, ama artık vazgeçmek için çok geçti. Sevil’i ameliyat olacak ve yürüyecekti. Duvara yaslanıp beklemeye başladı. Ameliyatın ne kadar süreceğini bilmiyordu ama bu kapıdan ayrılırsa Sevil’ine bir şey olacakmış gibi hissediyordu. Bekledi… Bekledi… Bacakları yorulunca kapıdan biraz uzaklaşıp oradaki sandalyelere oturdu. Oturmasının ardından telefonu çaldı. Babası arıyordu. Açıp açmamak arasında bocaladı. Ama sonunda pes edip açtı.
“Efendim baba?”
“Oğlum, nasılsın?”
“İyiyim baba, Sevil de iyi. Hani sormadın ama ben söyleyeyim dedim. Şimdi ameliyata girdi. Ben de bekliyorum. Her şey olağan(!) yani. Sen nasılsın?”
“İdare ediyorum. Hala adamın peşindeyim. Ama çok yaklaştık, eminim buna. Bugün yarın elimizdedir. Ama bazı şeyler konusunda şüphelerim var. Şu an peşinde olduğumuz adam belki üst kademe olabilir ama işin başında onun olmadığını düşünüyorum. Sonuçta o kadar zengin ve gözü kara bir adam böyle kaçırma işleriyle falan ilgilenmez. Yani anlayacağın, Kısa adamı yakalasak bile sonuç için O’nu da konuşturmamız gerekiyor. Ama eninde sonunda bunu da yapacağım. Merak etme sen.”
“Tamam, baba, şimdi kapatmalıyım, hastane işlemleriyle ilgilenmem gerekiyor. Ama unutma, bir gelişme olduğunda hemen bana haber ver. İstersen adamlarınla da yollayabilirsin haberi, ama her gelişmeden haberim olsun.”
“Pekâlâ.”
“Görüşürüz.”
Ve telefonu kapattı. Aslında yalan söylemişti. Hastane işlemlerini başta halletmişti. Ama babasıyla konuşmak istemiyordu şu an. Zaten Sevil’i ameliyattaydı. Bir de bu kaçırılma işleriyle uğraşamazdı. Onlarla daha sonra ilgilenirdi. Beklemeye devam etti.

Ameliyathanenin kapısı açılınca hem rahatlamış hem de korkmuştu. Çünkü ameliyat bitmişti ama sonuç iyi olmayabilirdi. Ayağa kalkıp kendisine gelen doktora yöneldi. İngilizce sordu.
“Nasıl doktor? Sevil’im iyileşecek mi?”
“Ameliyat gayet iyi gitti ama biliyorsunuz, uyandığında yürüyebilme şansı yok. Yalnız bacaklarını hissedebilecek. Bacaklarını kontrol edip kullanması için yoğun bir fizik tedavi görmesi gerekli. Benimle gelirseniz, size Amerika’nın en iyi fizikoterapistinin ismini vereyim.”
“Tamam”
Doktoru takip eden Ekrem çok rahattı. Üzerinden büyük bir yük kalkmıştı sanki. Sevil’i yürüyecekti. Bu ameliyattan sonra gerisi kolaydı. Doktorun ofisi çok ihtişamlı değildi ama sade ve şık bir odaydı. Doktor masanın başına geçip bazı dosyaları karıştırmaya başladı, Ekrem’de sabırsızca O’nu izledi. Doktor, sonunda aradığını bulmanın memnuniyetiyle Ekrem’e dönüp gülümsedi. Dosyadaki adı ve numarayı bir kâğıda yazıp Ekrem’e uzattı. Ekrem ismi hızlıca okudu. ‘Ryan STONE’. Kâğıdı katlayıp cebine koydu.
“Teşekkür ederim doktor. Sevil ne zaman uyanır?”
“Bilemeyiz. Belli olmaz. Ama bizim verdiğimiz anestezi yarına kadar O’nu uyutacaktır. İsterseniz siz gidin?”
“Hayır doktor. Sevil odaya alınsın, O’nun başında beklerim.”
“İyide Sevil Hanım kısa bir süre içinde olsa yoğun bakımda kalmalı.”
“Tahminen ne zaman odaya çıkabilir?”
“Yarın çıkartırız.”
“Pekâlâ, o zaman.”
Ekrem odadan çıkınca doğru yoğun bakım ünitesine yöneldi. Camın arkasından da olsa Sevil’i hissedip onun odasının camına yöneldi. O’na baktı derin gözlerle. Sevil gibi harika bir varlığın O’na ait olması içinin hem mutlulukla hem de korkuyla dolmasını sağladı. Mutluydu çünkü Sevil’i O’nundu. Korkuyordu çünkü Sevil O’nun gibi belalı, iflah olmaz bir adama aitti. Kafası karıştı birden. Kendine bazı soruları sormaya başladı
Sevil’i seviyor muydu?
Evet.
Sevil’i de O’nu seviyor muydu?
Evet.
Peki, O’nun yanında olarak O’na zarar veriyor muydu?
Evet…

Ne yapacağını şaşırdı. Sevil’ini seviyordu, hem de çok seviyordu. Peki, O’na zarar verdiğini göremiyor muydu? Bunun en büyük kanıtı da şu anda yatakta ölü gibi yatan Sevil’in kendi bedeniydi. Ne yapmalıydı? Nasıl yapmalıydı? Sevil’ine bakarken put gibi durmuş bunları düşündü. Kararsızdı. Ne karar vermesi gerektiğini bilmiyordu. Ama sonra bunları kafasından uzaklaştırdı. Tabi şimdilik. Daha sonra bu mesele hakkında uzun uzadıya düşünecekti. Şimdiyse yalnızca Sevil’inin uyanması önemliydi. Bakışlarını O’na dikti. Bir saat kıpırdamadan O’nu izledi ama artık yorgunluktan ve stresten bitap düşmüştü. Hafif geriye sendeledi. Bunu gören bir hemşire hemen gelip O’na destek oldu ve bir sandalyeye oturttu. Ekrem’e eve gitmesi gerektiğini söyledi. Burada yapabileceği hiçbir şey yoktu zaten. Eğer uyanırsa O’na hemen haber verileceğini söyledi ve ayağa kalkmasına yardım etti. Ekrem’e bir taksi çağırdı. Aslında Ekrem buraya arabasıyla gelmişti ama şu anda kendini hiç de araba kullanacak kadar güçlü hissetmiyordu. Taksi gelince O’na adresi söyledi ve arkaya yaslandı. Yolculuk bittiğinde neredeyse uyuyacaktı arabada. Parayı verip indi arabadan. Eve nasıl geldiğini bilmiyordu ama yatağa başını koyduğu an günlük kıyafetleriyle uykuya daldı.

***

Sevil iki gün sonra uyandı. O an camdan bakan Ekrem Sevil’in parmaklarını oynattığını gördü ve sevinçten kaskatı kesilip bir an kımıldayamadı. Sonra hemen doktoru çağırdı ve Sevil’in uyandığının haberini verdi. Sevil gözlerini açtığında hemen gözleri kesişti. Sevil’inin kara incisi gözlerine bakarken mutluluktan nefes alamadı. O’nu seviyordu hem de çok seviyordu. Hayatı pahasına seviyordu ve o an bir karar verdi. Sevil’ini O’nun iyiliği için bırakacaktı. O’nun geleceği için yüklü miktarda nafaka ödeyecek ve O’nu kendi düşmanlarından sakınacaktı. Kalbini bir el sıkıyormuş gibi hissetti. Sevilsiz bir dünya düşünemiyordu. O’nu görmeden, O’na dokunmadan, O’nu öpmeden geçireceği bir günün bile O’nun için ızdıraptan farksız olacağını biliyordu. Ama bunu sevdiceği için yapmak zorundaydı.
Ve yapacaktı da…


…SEVİL…


Kulağımda öten dıt, dıt, dıt sesleri duyuyorum ve bu ses bana çok tanıdık geliyor. Nerede olduğunu biraz kafamı toparladıktan sonra hatırlıyorum. Bunu vurulmam sonrasında Ekremlerin evinin bodrumunda yatarken başımdaki aletten duymuştum. Ve evet, yine ameliyat oldum. Ama öncekinin aksine bu yürümem için. Gözlerimi açmamla odanın camının arkasındaki Ekrem’i görmem bir oluyor. Gözlerime sevinçle bakıyor. Bense O’nun yüzünün geçirdiği değişiklikleri ufak bir şaşkınlıkla izliyorum. Önce sevinç görüyorum yüzünde, katıksız bir sevinç. Ama sonra değişiyor. Önce donuklaşıyor bakışları, sonra karamsarlık sarıyor gözlerini, sonrada telaş ve ardından üzüntü. Ne olduğumu şaşırıyorum. Ne düşündüğünü merak ediyorum. Ama doktorlar odaya girip beni biraz oyalayınca kafam dağılıyor, unutuyorum.
Ekrem doktorlar çıkınca içeri giriyor. Ürkek mi davranıyor, yoksa bana mı öyle geliyor? Bana sarılıp öpmesini beklerken O yatağımın ayak kısmında durup bekliyor.
“Seni odaya alacaklar birazdan.” Diyor bana.
“Tamam.” Diyorum yorgunca. Sesim yine çatallı çıkıyor. Ama O’nun Sesini duymak bana çok iyi geliyor. Güzel, yatıştırıcı sesi. Bana gelmesi için resmen yalvarır bakışlar fırlatıyorum ona. Ama o fark etmiyor ya da fark etse bile fark etmiyormuş gibi yapıyor. Bense içimdeki üzüntüyle baş etmeye çalışıyorum. İçimde bir şüphe uyanıyor. Neden Ekrem’imin gözleri aşkla parlamıyor? Neden bana donuk gözlerle bakıyor ve çoğu zamanda gözlerini kaçırıyor? Artık daha fazla dayanamayıp gözlerimi yumuyorum ve kafamı ter yöne çeviriyorum. O’nun o donuk bakışlarına daha fazla dayanamayacağım çünkü. Korkuyorum… Hem de çok korkuyorum. Ekrem’imi kaybetmekten korkuyorum. Ve bu konuda haklı almaktan.
Bunları düşünürken uykuya dalıyorum farkında olmadan…

***

Uyandığımda başka bir odadayım. Ne kadar derin uyuduğumu o an fark ediyorum. Odamı gözlemlemeye başlıyorum. Rahat, huzurlu ve aydınlık bir oda. Camımın dışarısında bir ağaç görünüyor. Çam ağacı. En sevdiğim ağaç. Çünkü çok güçlü. Her mevsim koşuluna dayanıyor. Bu bana her zaman olağanüstü gelmiştir. Gözlerimle ağacı incelerken kapı açılıyor ve Ekrem giriyor içeri. Gözlerine bakıyorum tereddütle. Korkuyorum yine bana boş gözlerle bakmasından. Ama gözlerinde gördüğüm aşk beni rahatlatıyor.
“Merhaba…” diyorum çekinikçe.
“Merhaba” diyor tatlı bir sesle. “Nasılsın?”
“İyiyim.”
“Peki… Şey, bacakların? Nasıl?”
O an bacaklarımı hiç düşünmediğimin farkına varıyorum. Derin bir nefes alıp kafamı kaldırıyorum ve bacaklarıma bakıyorum. Bacağımı dizimden bükmeye çalışıyorum ama olmuyor. Gözlerimden yaşlar süzülüyor bir anda. Bunu gören Ekrem yatağın kenarına oturup bacağımdan sıvazlıyor. Elinin sıcaklığı bana çok iyi geliyor. Sonra bir anda donuyorum… Bu sıcaklığı nasıl hissedebiliyorum?
“E… Ekrem… Hissedebiliyorum…” bir yandan gülerken bir yandan da ağlıyorum.
“Allah’ıma şükürler olsun.” Diyor ve hemen bana sarılıyor. Bende O’na sarılıyorum.
“Ama neden bacağımı kımıldatamadım o zaman?” diyorum titrek bir sesle.
“Doktor bunun olacağını söylemişti. Şu anlık yalnızca hissedebiliyorsun. Ama doktor bana çok iyi bir fizikoterapistin adını verdi. O bu ülkenin sayılı doktorlarındanmış, işinde çok iyiymiş. Seninle beraber o doktora gideceğiz ve bacaklarının kontrolünü tamamen kazanana kadar da savaşacağız.” Diyor ve beni öpüyor. Bende O’nun dudaklarına, sanki çölde su bulmuşçasına, yapışıyorum. Ekrem bir zaman sonra artık kendimizi durduramayacağımızı keşfettiğinde beni omuzlarımdan tutup hafif ittiriyor. Yanaklarımdan öpüyor ve hemen yataktan kalkıyor. “Sonra bir tanem… Sonra. Başka bir zaman benden bu kadar kolay kurtulamayacaksın.” Nefesim kesiliyor O’nun bu sözleriyle. Utanıp tekrar uzanıyorum. Dışarıdaki ağaca takılıyor gözüm yine. Bir anda acıyorum ağaca. Çünkü hayatı boyunca hep yalnız. Güçlü, ama yalnız. Ben güçlü değilim belki ama benim Ekrem’im var. Benim Ekrem’im…

***


Dört gün sonra hastaneden çıkıp Ekrem’in önceden aldığı villaya gidiyoruz. Geniş ve rahat bir ev. Beni Ekrem’in odasına çıkartıyorlar. Yatağa yattığımda diğer sağlık görevlileri çıkıyor ve Ekrem’le yalnız kalıyoruz. Bir an bakışıyoruz. En son öpüşmemizden beri benden uzak duran erkeme özlemle bakıyorum. Bir an tereddütte kalan Ekrem sonunda acı çekiyormuş gibi bir an inliyor ve bana sarılıyor. Dudaklarımız birleştiğinde hemen ona yaslanıyorum. Dudaklarını dudaklarımdan çekmeden “Sevil, hemen geri çekil, çünkü ben kendimi çekemiyorum.” Diyor. Ben dudaklarımı çekiyorum ama ondan uzaklaşamıyorum. Nefeslerimiz birbirimizin yüzünü yalıyor. Gözlerimiz birbirini buluyor ve takılıyor orada. Sonra bir anda tekrar öpüşmeye başlıyoruz, hangimizin önce atıldığını kestiremiyorum. Ama mühim olan bu değil. Dudaklarını ayıran Ekrem oluyor bu sefer. Beni omuzlarımdan itip yatağa yatırıyor telaşla. Alnıma sevgi dolu bir öpücük kondurup hemen arkasını dönüyor ve kapıya yöneliyor. Çıkmadan önce durup “Yarın fizik tedaviye başlıyorsun. İyice dinlen Kara İncim. Yarın senin ve benim için gerçekten zor bir gün olacak.” Diyor. Ama bana dönmüyor. Kafamı sallıyorum ama görmeyeceğini anlayınca “tamam” diyorum. Çıkıp yavaşça kapıyı sıkıştırıyor. Ben yalnız kalınca yarını düşünüyorum. Acaba ne kadar zamanda bacaklarımı kontrol edebileceğim? Acaba ne zaman koşabileceğim? Bunları düşünürken farkında olmadan uykuya dalıyorum…

***

“Hazır mısın bakalım?”
“Hayır dersem evde mi kalacağız?”
“Hayır…”
“O zaman hazırım hayatım.”
“Pekâlâ, o zaman sıkı tutun bana, seni kucağıma alacağım.”
“Ekrem! Yahu manyak mısın, beni niye kucağında taşıyorsun? Şurada tekerlekli sandalye var ya işte.”
“Sus bakalım KADIN! Beyin ne diyorsa odur. Karışma her şeye!” beni bir anda kucağına alıyor.
“Aaah, Ekrem! Tamam, iyi hoş da niye bir anda mağara adamına bağladın ki sen?” kıkırdıyorum.
“Senin yüzünden. Senin için mağara adamı bile oldum kızım ben, bide kocanı beğenmezsin.”
“Ne demekmiş o öyle! Sen. Bu dünyadaki. En. Müthiş. Kocasın. Anladın mı?” yüzümü boynuna gömüp boynundan öpüyorum O’nu. Titriyor.
“Eğer böyle hareketler yapmaya devam edersen bu evden hiç çıkamayacağız, sen de fizik tedavi göremeyeceksin.”
“Tamam, tamam özür dilerim.”
“hadi bakalım. Gidiyoruz.” Beni iyice göğsüne bastırıp odadan çıkartıyor ve aşağı iniyoruz.
Arabaya biniyoruz ve bir evin önünde durana kadar duraksız yol alıyoruz. Hastaneye gitmeyi bekleyen ben, evin önünde durunca şaşırıyorum ve Ekrem’e dönüyorum.
“Niye burada durduk? Hastaneye gideceğiz demiştin?”
“Hayatım ben sana hiç hastaneye gideceğiz demedim. Fizik tedaviye gideceğiz dedim ve işte fizik tedavi göreceğin yer.”
“oh…”
“Pekâlâ,” diyor ve iniyor arabadan. Hemen benim kapıma yöneliyor, kapıyı açıp beni kucaklıyor. Eve doğru yol alıyoruz. Kapıyı çalmasına gerek kalmadan bizim yaşlarımızda bir adam kapıyı açıp kenara çekiliyor. Kafam Ekrem’in boynuna gömülü olduğundan yüzüne dikkat edemiyorum. Ekrem beni yukarı bir odaya çıkarıyor ve benim için hazırlanan yatağa bırakıyor. Yatağın kenarında bazı aletler var. Bunları bacaklarımı birazda olsa kontrol edebildikten sonra kullanabileceğimi öğreneceğim sonra. Şimdi ise yalnızca inceliyorum. Sonra içeri bize kapıyı açan adam giriyor. Kafamı O’na çeviriyorum. Ve biraz düşündükten sonra bir çığlık atıp “Ryan! Aman tanrım, seni görmek mükemmel!” diyorum İngilizce. Ryan da bana doğru gelip “Sevil? Aman tanrım, gerçekten de sensin! İnanamıyorum!” diyor ve bana sarılıyor. Ekrem şaşkınlığını üzerinden atınca boğazını temizliyor dikkat çekmek için. Bakışlarımı O’na yöneltince vücudunun nasıl kaskatı kesildiğini görüp korkuyorum. Ama O bana bakmıyor. Direk Ryan a yöneltmiş bakışlarını. O’na saldıracakmış gibi bakıyor. Ben de boğazımı temizleyip O’nun dikkatini çekmeye çalışıyorum. Bir süre daha Ryan a bakıp bana dönüyor.
“Siz nereden tanışıyorsunuz?” diye soruyor Türkçe.
“E… Ekremcim, sana söylemiştim ya, hani, öğrenci değişim programındayken kaldığım evde benimle yaşıt bir çocuk vardı diye, işte O, Ryan! Ne büyük sürpriz öyle değil mi?” diyorum ben de İngilizce ve uyaran bir bakışla.
Ekrem hiçbir şey söylemeden, arkasını dönüp çıkıyor odadan, kapıyı da arkasından sertçe kapatıyor.
Ben ve Ryan önce birbirimize, sonra da kapıya şaşkınca bakıyoruz…



…EKREM…

Ev dönüyordu… Evet, kesin ev dönüyordu. Ya da sinirden öyle hissediyordu Ekrem. Bu nasıl olabilmişti? O’nca insan arasında nasıl O olabilirdi? Bir de yürüyene kadar bu evde kalacaklardı. Ama O adamla Sevil’i aynı evde yaşatmak istemiyordu. Sevil’i tanıyınca ki bakışlarını görmüştü. O adam karısına ‘dostça’ bakmamıştı. Hayır, o bakışlar ‘dostça’ dan başka her şeydi.

Sevil’i bırakma kararını ne zaman uygulamaya sokmak istese hep askıya almıştı Ekrem. O’nu öpmemeye, O’na sarılmamaya, O’na dokunmamaya çalışmış, ama hep bir sarılma ve öpüşmeyle sonuçlanmıştı hareketleri. Kendini O’ndan sakınmaya çalıştıkça sanki O’na çekilmişti. Sevilsiz yapamıyordu Ekrem, bu bir gerçekti. O’nu kötülerden korumak istiyordu. Ama kendisi bir mıknatıs gibi kötüleri çektiğinden, aslında O’nu kendisinden korumalıydı. Kara İnci’si kendisi yüzünden yeterince çekmişti zaten. Babasının, bu kaçırma işlerinin başındaki adamı yakalayacağından emindi, ama düşmanlar asla bitmezdi.
Sevil’i bırakınca korunmuş mu olacak yoksa savunmasız mı kalacaktı, bu da ayrı bir meseleydi. Evlendiklerini pek kimse bilmiyordu. Boşandıklarını da kimse bilmezse sorun olmazdı. Şimdilik sevil i tanıyan ve bilen yalnızca bir düşmanlarının olduğunu düşünüyordu Ekrem. Eğer O da yakalanırsa, sorun kalmayacaktı. Babasından ‘yakalandı’ haberi geldiği anda Sevil’ini bırakacaktı. Bunun için kendisine söz verdi.
Bir anda Sevil’le o adamı aynı odada tek başlarına bıraktığını hatırladı Ekrem. Telaşla merdivenleri çıktı ve kapıyı açıp içeri girdi. Gördüğü manzara karşısında kanı dondu; Sevil yatakta oturur pozisyondaydı, Ryan ise koltuğun kenarında oturuyordu. Birbirilerinin gözlerine bakarak gülüşüyorlardı. Ama sorun bu değildi. Sevil adama dostça bakıyordu. Sorun Ryan ın gözlerindeki bakıştı. Sevil’ini yiyecekmiş gibi bakıyordu. Ve sonra Ekrem’in gözüne başka bir şey takıldı. Ryan, Sevil’inin elini tutuyordu. O an buz kesti, gözlerinin içi nefretle doldu. Sevil’ine kimse dokunamazdı. O’nun elini kimse tutamazdı, O’na kimse böyle sapıkça bakamazdı… ama sonra düşündü, Sevil’ini bırakınca zaten O’nun üstünde hiçbir hak sahibi olmayacaktı. Şimdi neden bu kadar sinirleniyordu ki? Şu an karısıydı evet, ve babası arayıp da ‘yakalandı’ diyene kadar da öyle kalacaktı. Ama ya sonra?

Bir karar vermeliydi, ya Sevil’ini ne olursa olsun bırakmayacaktı ya da şu anda şu odadan çıkacak ve Sevil’inin hayatından çıktığını tescilleyecekti…
Peki, hangisini seçecekti?


13. BÖLÜM SONU

ARKADAŞLAR LÜTFEN YORUM YAPIN, BİLİYORSUNUZ YORUMLARINIZ ÇOK DEĞERLİ. EKREM’İN KARARI KONUSUNDA TAHMİN YÜRÜTMEYE ÇALIŞIN. BELKİ DE SİZİN TAHMİNLERİNİZİ KULLANIRIM. :=) AMA BELKİ DE KULLANMAM. Razz HEPİNİZİ ÖPÜYORUMM :=)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
buketsevil
Deneyimli
Deneyimli
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1377
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 1392
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 25/11/10
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : 'ES' A$K 'AC'
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Paz Nis. 07, 2013 5:48 am Paylaş

Hayır! Gitmesin! Kesinlikle gitmesin!
Sevil'i Ryan'ın eline bırakamaz heralde!
Her ne olursa olsun Sevil'in hayatından çıkamaz! Çıkmamalı! =D
Çok çok güzel olmuş, canım. =D
Acil devam! =D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
.Öykü.
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 263
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 274
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 26/04/12
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : maNga
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Cihan

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Ptsi Nis. 08, 2013 1:15 am Paylaş

Gitmesin ya..

Yine çok güzel olmuş , yb bir an evvel gelsin. ^^'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Ptsi Nis. 08, 2013 6:26 am Paylaş

Vauvv canına!!!!Çok güzel olmuş ya...
“Sevmek, bazen O’nun iyiliği için O’ndan vazgeçmektir…”
Bunu okudum ve olacakları anında tahminettim.Zaten böyle bir düşünce erkelerin kafasında daima var.Kız seni seviyorsa,senin yanında mutlu olduğunu söylemişse bu neyin kafası abi? =D
‘Ryan STONE’,Vayyy orjinal isim. Very Happy Kesin sarışındır bu çocuk.En azından hayalimde öyle... :D
Açıkçası Ekrem'in ayrılmak istemesi konusunda içimden geçen herkes gibi aynı,kesinlikle terketmesin.
Ama objectif bakarsam daha mutluluğa tam olarak kavuşamadılar.Eğer Sevil'in kaçırılmasından önceki ufak barışma anını saymazsak,mutlu anlarında bile hep bir şey oldu.Sevil'in yürüyemediği akıllarına geldi vb..Bunun yerine Ekrem'in kalıp mücadele etmesini daha çok isterim ben.Sevil'i Ryan'a bırakacak değil ya...Kıskançlık krizleri hoş olabilirdi.Hem daha başlarında bir bela var zaten.Bi de Ekrem'in Sevil'i bırakmasını kalbim kaldıramayacakmış gibi geliyor :D
Bi dakika ya objectif bakışımla içimden gelen aynı sonuca varıyormuş.Niye bu kadar uzattıysam artık :D
Neyse... :D
Ellerine sağlık.Çok güzel bir bölümdü.Yeni bölümü dört gözle bekleyeceğim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
müge
Deneyimli
Deneyimli
avatar
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 1719
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 1694
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 09/09/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : sevmek kolay aşk zor
MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Salı Nis. 09, 2013 8:54 am Paylaş

'Sevmek , bazen O'nun iyiliği için O'ndan vazgeçmektir' teşekkür ederim bu söz sanyesinde kendimi avutmaya teselli etmeye çalışcam bencede gitmesin gitmemeli o giderse olmaz olamaz....ama harika bir bölümdü...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Ptsi Nis. 15, 2013 12:18 am Paylaş

Yeni bölümm???
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Perş. Mayıs 02, 2013 2:50 am Paylaş

14. BÖLÜM


…EKREM…


Ekrem ne yapacağını, neyi seçeceğini bilmiyordu. İki ucu b*klu değnekti bu durum. Kalsa ayrı, gitse ayrıydı. Sevil’ine takıldı gözleri. O’nun yüzünden ne kadar çok acı çekmişti Sevil’i. Boşu boşuna, suçsuz yere bu kadar acı… peki değer miydi? Sevil’ine bu kadar acı çektirmeye değer miydi? Aşkı ne kadar kuvvetliydi? Bir de O’na zarar gelmemesi için elinden geleni yapacağını söylemişti kendisine. Peki ya ne olmuştu o sözüne? Tutabilmiş miydi sözünü? Erkekliği bu kadardı işte! Verdiği ama tutamadığı sözlerle doluydu hayatı. Bir sözünü daha tutamayacaktı. Sevil’inin yanında kalacaktı ömür boyu, söz vermişti… Ama bunu yapamayacaktı. Kaldığı zaman ayrıldığında vereceği zarardan daha fazla zarar veriyordu Kara İnci’sine. O’nu bırakacaktı. Arkasını döndü, buradan çıkacak ve O’ndan ayrılacaktı. Ama gücü en fazla arkasını dönmeye yetmişti. Ayakları o odadan çıkmayı reddediyordu. Beyni reddediyordu. Kalbi… Kalbi reddediyordu… Sevil’ine döndü tekrardan, Onsuz bir hayatı düşündü… Kalktığında O’nu göremeyeceği, sesini duyamayacağı, sarılamayacağı bir hayat… Peki, bu bir hayat mıydı? Sevilsiz hayat, hayat mıydı? Hayır, hiç sanmıyordu. Peki ya ne olacaktı? Kalınca ne olacaktı? Sevil’ini, O yanındayken kaçırabilmişlerdi. O’nu koruyamamıştı Ekrem… Ötesi var mıydı? Evet kalsa da bir şey fark etmeyecekti zaten. En iyisi gitmek ve pis düşmanlarını da alıp Sevil’inden uzaklaştırmaktı.

Tekrar arkasını döndü. Bu sefer hiçbir reddedişe aldırmadan odadan çıktı. Arkasına bir daha da bakmadı. Çünkü baksa bir daha ‘gitme’ lafını ağzına alamayacaktı. Aşağı salona indi. Koltuğa yığılırcasına oturdu. Elleriyle saçlarını dağıttı ve yüzünü uğuşturdu. ‘Sevil… Ah Sevil… Bana ne yaptın sen Kara Gözlü Büyücüm? Neden sevdim ki seni? Neden o kara gözlerine tutuldum? Neden bana o güzelim Kara gözlerinle baktın da ciğerimi dağladın? Keşke hiç karşıma çıkmasaydın. Sevmeseydim seni… O zaman belki bu kadar acı çekmezdim. Bu kadar acımazdı kalbim… Yanmazdı yüreğim. Ah Sevil’im… Benim Kara Gözlü Büyücüm…’

Ekrem, daha fazla bu çatı altında kalmaya dayanamayacaktı. O buradayken, O Ryan pisliği yukarıda karısıylaydı. Buna daha fazla dayanamazdı. Ceketini alıp dış kapıya yürüdü. Kapıyı açtığında Cihan’la burun buruna geldi. Şaşkınlıktan dona kaldı. O’nun burada ne işi vardı? Burası Amerika’ydı. İstanbul’da yerlerini kolaylıkla bulabilirdi. Ama Amerika’da Onları bulması hiçte tesadüf olacak bir olay değildi. Şaşkınlığı üzerinden atınca “Cihan? Senin ne işin var burada?” diye sordu.
“Sizin evden Ayrıldıktan sonra kafam dağılsın diye Amerika’ya tatile geldim. Şansa bak, Sizde buradaymışsınız. Bende fırsat bu fırsat, Sevil’i göreyim diye geldim. Niye bu kadar şaşırdın ki?”
“İyide burada olduğumuzu nereden öğrendin?”
“Cenker söyledi, kim söyleyecek başka.”
“Tuhaf, Sevil’le Amerika olayını konuştuktan sonra Cenker’i aradığını görmedim. Ama ben yolculuk işleriyle uğraşırken aradı sanırım.”
“Peki… Şey, içeri girebilir miyim? Kapıda ağaç oldum.”
Ekrem her ne kadar istemese de, bir rakibini daha eve buyur etti. “Sen içeri geç. Ben biraz dolaşmak için çıkıyordum. Mahsuru yoksa tabii.”
“Yok, canım ne mahsuru, sen istediğin gibi gez, dolaş, ben Sevil’e bakarım.”
“Ah, ben sana söylemeyi unuttum. Burası bizim evimiz değil, yukarıda bir doktor var, fizikoterapist, Sevil’de orada. Sende yukarı çık.” Ekrem’in sözleriyle Cihan biraz afallamış gibi görünüyordu. Ama sonra hemen kendini toplayıp, “Tamam” dedi ve merdivenlere yöneldi. Ekrem her ne kadar O’nu görmek istemese de, Sevil’i Ryan la yalnız bırakmadığına memnun olmuştu. Ceketini giyip, arabaya atladı ve bir bara gitti. Biraz içse belki acısı hafiflerdi. Evet, içip unutacak ve bir gecelik bile olsa, acısını dindirecekti.

Bara gitti. Bir viski söyledi. Aslında içkiyle arası yoktu, bu yüzden bir kadehten sonra büyük ihtimal sallanmaya başlardı. Gülümsedi, kolay olacaktı. Viskisi gelince bir süre bardağı sallayıp içkinin sallanmasını izledi. Yan masada, O’na sinyal gönderen güzel bir bayan vardı. İsterse O’nla da unutabilirdi acısını. Bu da kolay olurdu. Hem Sevil’e karşı olan arzusu dinerdi böylece belki. Ama sonra Sevil’inden başkasına dokunma düşüncesi midesini bulandırdı. Sevil’ine dokunmak ne kadar doğalsa, bu kadına dokunmakta o kadar iğrenç ve saçma gelmişti O’na. En iyisi viskiyle unutmaktı acısını. Arzu meselesini de unutsa iyi olurdu. Belki boşanmadan sonra bu mide bulantısı olayı da geçerdi, ama içindeki bir şeyler O’nu sadık olmaya itiyordu şu an. Viski bağırdağını kaldırdı, tam kafasına dikecekken, telefonu çaldı. Arayan babasıydı. Korktu. Hem de çok korktu, kötü bir haber olmasından korktu. Hemen açtı telefonu.
“Alo? Efendim baba? Ne oldu? İnşallah kötü bir şey değildir. Hemen söyle.”
“Oğlum…”
“Baba, lafı ağzında gevelemede söyle.”
“Oğlum yakaladık adamı.”
“Kimmiş?”
“Salih KILIÇ…”
“Ama bu…”
“Evet, oğlum, bu adam Cihan’ın babası, O’ndan uzak dur. Babasına yardım ettiğini araştırmalarımız sonucu anladık. Sevil’in kaçırılmasına da O yardım etmiş. Evin durumunu bildirmiş babasına. Bodrumu, odaları… Sevil’i kaçıran adama Evin anahtarının bir kopyasını vermiş. Adamları konuşturduk, öttüler. Kolay olmadı ama bazı organlarını kaybedince ciddi olduğumuzu anladılar.”
“Ama baba, O Sevil’i seviyor…”
“Oğlum, daha sözlerim bitmedi, Cihan normal değil, iki sene önce bir klinikte yatmış, sadistçe hareketlerinden dolayı. Başkalarına acı çektirmeyi seviyor o oğlum. Ama bununla da kalmıyor, cinsel yolla da acı çektiriyor. Anlayacağın psikopat o çocuk. O kimseyi sevmiyor. Yalnızca acı çekmesini istiyor. Acı çektirdiği insanlar genelde en yakınları. Annesine tecavüz edip gözlerine kezzap atmış, Sonra da kimse görmesin diye kadını bir ormanda kuyuya atıp hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmiş. Kadını iki hafta sonra bulmuşlar. Ölüymüş. Babası bu olayı örtbas etmiş. Ve bunun gibi pek çok ölüm ve tecavüz var oğlum. Ben çok gizli kaynaklardan buldum bunu. Babası önceleri çok sinirlenmiş bu olaylara, ama sonra O’nun bu hastalığını işlerinde kullanmaya başlamış. Bu seferki hedefte… Sevil… O’ndan uzak dur oğlum. Artık düşmanımız Salih KILIÇ değil oğlum. Cihan KILIÇ…”
Ekrem hızla yerinden kalktı, hesabı ödemeden koşarak sokağa çıktı. Arabasına atlayıp Eve sürdü arabasını. Ne yapacaktı şimdi? O manyağı eve O almıştı. Sevil’ini resmen yalnız bırakmıştı. Ya geç kalmışsa? O zaman ne olacaktı?
“Allah’ım, ne olur geç olmasın… ne olur Sevil’ime bir şey olmasın… Ne olur…”



****




SEVİL



Eskilerden bir dostla konuşmak bana çok iyi geliyor. Gülünç hatıralarımızı paylaşıyoruz Ryan la. Görüşmediğimiz zamanlarda neler olduğunu yaptığımızı.
“E, neler yaptın benden sonra?”
“Liseyi bitirdim, üniversiteyi bitirdim, Evlendim.”
“evet, evet biliyorum… Ekrem miydi adı?”
“Evet… Ekrem. Benim Ekrem’im.” Diyorum İngilizce. Gururla burnum kalkıyor. O benim bu halime burun kıvırıyor.
“Ne?” diyorum biraz asabice.
“Hiç… yalnızca bekar olmanı tercih ederdim.” Diyor ve göz kırpıyor bana. Şaşırıyorum.
“Bana baksana sen! Sen görüşmeyeli bayağı çapkın olmuşsun, ama ben evli bir bayanım. Hareketlerine dikkat et.” Diyorum yarı ciddi yarı şakacı bir tavırda.
“Tamam, tamam asabileşme, hala aynısın, dobra ve içi dışı bir. Eskiden de ağzına geleni söylerdin direk bana.” Gülümsüyor o zamanları hatırlayarak. Ben de gülümsüyorum.
“Peki sen ne yaptın benden sonra?” diye soruyorum.
“Çalıştım, çalıştım, çalıştım… ve bak Amerika’nın en iyilerindenim.” Bana göz kırpıyor tekrardan. Omzuna yumruk atıyorum şakadan. O da geriye doğru –abartılı bir şekilde- yıkılıyor. Biz gülerken kapı çalıyor. Ben Ekrem geldi sanarak İngilizce “Gel Ekrem.” Diyorum. Ama içeri Cihan giriyor. Şaşırıyorum. Hafif bir tebessümle “Cihan?.. burada ne işin var?”
“Seni görmeye geldim.”
“Peki yerimizi nasıl buldun?”
“Ekrem aradı, morale ihtiyacın varmış, ben de Amerika’daydım, geleyim dedim. Memnun olmadın mı?”
“oldum tabi ki. Hoş geldin.” Gülümsüyorum.
Cihan Ryan a bakıyor. İngilizce –ki gerçekten iyi konuşuyor- olarak “Sen de Fizikoterapist olmalısın…” diyor. inceleyen bakışlarının haricinde kımıldamıyor. Ryan O’nun incelemelerinden rahatsız olup kımıldanmaya başlayınca bakışları bana dönüyor. Bana gülümseyip Ryan ın hemen bitişiğine oturuyor ve ellerimi ellerinin arasına alıyor. “Seni çok özlemişim.” Diyor ve sarılıyor bana. Sarılması önce yumuşak olmasına rağmen sonradan beni rahatsız edecek düzeyde sertleşmeye başlıyor. “Cihan ne yapıyorsun? Canımı yakıyorsun! Bırak!” diyorum Türkçe. Paniklediğimden Ryan ı unutuyorum.
“Ne o? Artık bana sarılmak istemiyor musun? Ne güzel Ekrem’in yanında bana ne kadar sıcak davranıyordun. Ne oldu şimdi? Bana sarılmaktan zevk almıyor musun? Ama ben sana sarılmaktan çok zevk alıyorum. Çok güzel göğüslerin var.” Ben O’nu ittirmeye çalışınca kızıp sarılması sertleşiyor. “Ne O? Yoksa göğüslerine sadece Ekrem mi dokunabilir? Yapma Sevil! Sence de bu güzelim şeylere yalnızca birinin dokunması haksızlık değil mi? Benim günahım ne? Hadi ama, bunca yıllık tanışıklığımız var. Bu göğüslerde benimde söz hakkım olmalı…” göğüslerimi acıtırcasına sıkınca bir çığlık atıyorum. Konuşmalarımızı anlamayan Ryan sonunda ters bir şeylerin olduğunu anlayıp Cihan’ı çekiştiriyor. Ama yıllardır vücut sporlarıyla uğraşan Cihan O’nu duvara fırlatıp bana dönüyor. “Ben korku içindeyim. Kaçabilsem kaçarım ama bacaklarım yüzünden yerimden kımıldayamıyorum. Cihan bana dönüyor tekrardan. Peki Ekrem nerede? Niye gelmiyor? Beni bu psikopatla nasıl yalnız bırakabiliyor? Cihan bana dönüp üstüme çıkıyor. “Yapma” diyorum. “Ne olur yapma…” acizliğime lanet ediyorum. Güçsüzlüğüme lanet ediyorum. Peki sevdiğim adam nerede? Cihan üzerimdeki yorganı çekiyor. Neyse ki üzerimde pantolon var. Cihan pantolonu görünce bir küfür ediyor. Ayağa kalkıp pantolonumun düğmesini çözüyor. Karşı koyabildiğim kadar koyuyorum. Tırnaklarım yüzünde derin izler bırakıyor. O buna daha çok sinirlenip bana bir tokat atıyor. Sersemliyorum. “Seni kaltak! Bir de ‘zor kız’ ayağına yatma! Sizin evde kucağıma atlıyordun. Ne değişti? O zaman babam izin vermemişti sana sahip olmama. yalnızca evi kontrol etmem ve 'tatlı çocuğu' oynamam gerekiyordu. ama artık engel kalmadı. Sana sahip olacağım. Sen istesen de, istemesen d…” kafasına yediği vazoyla kendinden geçiyor. Ryan dehşetle bir süre yaptığı şeye bakıyor. Ama ben İngilizce olarak bağırıyorum. “Ryan! Bırak izlemeyi de bana yardım et! Cihan’ın bünyesi çok kuvvetlidir. Kısa zamanda ayılır. O ayılmadan aşağı inelim. En azından dışarıda bir şey yapamaz!” diyorum. Başını sallıyor. Hala şokta olduğu belli oluyor. ‘Allah’ım… Ekrem neredesin?’ içimden haykırmak geliyor ama anca düşünebiliyorum. Ryan yanıma gelip beni kucağına almaya çalışıyor, ikinci denemede başarıyor ama daha yatak ekseninden çıkaramadan ben yine yatağı boyluyorum. O ise yeri boyluyor. Cihan uyanmış ve O’nu bacaklarından çekmiş. Gözümün önünde Cihan, Ryan ı dövmeye başlıyor. Kaslı vücuduyla sanki Ryan ı bir kum torbasıymış gibi yerden yere vuruyor, savuruyor. Son ve can alıcı hareket olarak da yerde ikiye katlıyor O’nu. Ben dehşetle çığlık atıyorum. Belinin kırılma sesi kulaklarımda yankılanıyor. Cihan işini bitirmenin memnuniyetiyle sırıtarak bana yaklaşıyor. Eliyle çenemi sıkıp O’na bakmaya zorluyor, “Ne o? Seni kurtaracak kimse kalmadı mı yoksa? Şimdi, esas işimi halledeyim.”
“Yo, hayır, lütfen yapma…” O beni dinlemiyor ve pantolonumun fermuarını açıyor. Bacaklarıma ellerini kasten sürterek indiriyor pantolonumu. Pamuklu iç çamaşırımı görünce, “Hım, pek seksi değilsin, ama neyse, idare edeceğim. Katlanmaya çalışacağım tatlım. Senin için.”
Sıra külotumu çıkarmaya gelince bacaklarımı birbirine bastırıyorum. İndiremesin diye bacaklarımı yönetmeye çalışıyorum. İşe yarıyor ama daha yeni çalışmaya başlayan bacaklarım O’nun kuvveti yanında yenik ddüşüyor. Bacaklarımı iyi yana ayırıp tekrardan külotuma uzanıyor. Tam aşağı indirecekken bir kükreme duyuluyor. O an rahatlıyorum. Ekrem… Ekrem’im geldi… Benim için geldi…

Ama Cihan sıkı bir küfür edip ellerini benden çekiyor. Sonra bana dönüp, eskiden olsa sevimli olduğuna inanacağım bir gülümsemeyle, gülümsüyor.
“Hayatım, seni biraz bekletmek zorundayım, yolumuza biri daha çıktı. O’nu yoldan çekip geliyorum hemen.” Ben amacını anlıyorum ama ‘Hayır’ dememe kalmadan aşağı iniyor.
Aşağıdan önce boğuşma sesleri geliyor. Kırılan cam ve vazo sesleri beni çok korkutuyor. Ardından iki el silah sesi duyuluyor. Donup kalıyorum. Sonra aklıma Ekrem’in silahı geliyor. Yanından ayırmadığı silahı…

Fısıldıyorum…

“Ekrem…”



14. BÖLÜM SONU...


ARKADAŞLAR YORUMLARINIZI BEKLİYORUM. Smile
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Ptsi Mayıs 06, 2013 6:30 am Paylaş

İnanmıyorum!!!!!!!!Çok fazla bekledim bu bölüm için ama değdi gerçekten.

Ekrem tam giderken "Bunu yapamazın Ekrem!!" diye bağırdım istemsizce ve dershanede etütdeydim,arkadaşım dönüp bana baktı. Very Happy

Bara geldiğinde de "Hayır!Aldatacak hayır" dedim neyseki öyle bir şey olmadı.

Vay canına kim tahmin edebilirdi Cihan'ın böyle bir psikopat olduğunu....

Bence Ekrem vurdu.Aslında Ekrem vurduysa bi şey olmaz gibi geliyor.Nasıl olsa babası parasıyla bu cinayetin üstünü örtebilir.Ama ya Ekrem vurulduysa...O zaman hem Sevil tecavüze uğrar hem de kimse onları bulamayacağı için Ekrem kan kaybından ölür.Ühühühh..... Sad

Çok merak ediyorum ya!!Lütfen yeni bölüm çabuk gelsin.....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Ptsi Mayıs 13, 2013 9:14 am Paylaş

15. BÖLÜM


...SEVİL...


Korkuyorum... ne oldugunu anlamak için dikkatimi asagi verip ses duymaya çalışıyorum ama hiç ses gelmiyor. Yavasca kalkip ustumu giyiniyorum. Bacaklarim titriyor ama yine de beni taşıyor. Duvardan destek alarak merdivene kadar gidiyorum. Merdivenden inmek daha zor oluyor. Ama en sonunda iniyorum. Aşağıda gördügum manzara karşısında dehşete dusuyorum. Ekrem yerde kanlar icinde yatiyor. Ve yalniz. Etrafta cihan ı ariyorum ama hiç bir yerde goremiyorum. Onu ararken gozum bir seye takiliyor. Kapiya dogru giden kan izleri var. Bu demek oluyorki cihanda yarali ama surunerek de olsa kacmayi becermis. Bu olasilik her ne kadar kanimi dondursa da ekrem imin bana ihtiyaci var. Ona dogru yuruyorum. Ekremin yanina diz cokup "Ekrem...?" Diyorum. Ekrem cevap vermiyor. Gozumden yaslar suzuluyor. Ekrem ölmüşse ne yaparim ben? Onsuz bir hayata hazir degilim. Ve hiç de hazır olmayacagim sanirim.bu sefer onu sarsiyorum. Yine cevap vermiyor.ekremin yanindaki telefonu goruyorum. Cengiz baba yi ariyorum. İlk calista açıyor.

"Alo ekrem?"

'Benim cengiz baba, sevil..."

'Ekrem nerde kizim, sen niye aradin?"

'Çok kötü seyler oldu, cihan... Ekrem i vurdu. Sonra da kacti ekrem uyanmiyor... denedim ama uyanmiyor." Nefesini kontrol etmek için duraksiyorum.

'Nefesi çok hafif, ne olur acele edin..."

"Tamam kizim. Ben turkiye deyim. Ama amerika da da adamlarim var. Oraya gonderiyorum. Ben de en kisa zamanda geleye çalışacağım. Şimdi sen sakin ol, neredesiniz Şimdi?"

"Fzikoterapist Ryan STONE..."

"Tamam kizim bilmiyorum orayi. Bekle, en kisa zamanda adamlarim gelecek."

"Tamam" diyorum titrek bir sesle.

Ttelefonu kapatiyoruz. Beklemeye başliyorum. Onu bes dk Sonra acik kapidan iceri adamlar giriyor. Beni bir sedyeye , Ekrem i baska bir sedyeye yerlestiriyorlar. Hastaneye gidiyoruz.benim bacaklarimi kontrol ediyorlar. Çok fazla yormusum. Ayrca cihanin bana attigi toiat dudagimi fena patlatmış. Pansuman yapiyorlar. Beyin tomografimi de cekiyorlar. Biraz sakiinlestirici verip uyutuyorlar. Kendme geldigimde ekrem i soruyorum ama kimse yanit vermiyor. İcime bir korku dusuyor. Beni uymaya birakiyorlar. Ne kadar direnmeye calisirsam calisayim, sonunda uykunun kollarina birakiyorum kendimi.

***


Uyandigimda odada birinin varligini hissediyorum. Basimi cevirdigimde cengiz babayi goruyorum.

"Ekrem nerede?" diyorum hemen
Ama hemen cvp vermiyor, çökmüş hali beni çok korkutuyor.

"Sevil... kizim... ekrem..."
"Ekrem ne?" Cengiz babanin sessizligi sinirimi bozuyor. Belirsizlik istemiyorum. Alacagim cvptan Korkuyorum ama bu belirsizlikten daha cazip geliyor bana.

"Kizim... ekrem... ben... ben çok uzgunum..."
"Hayir... hayir. Hayir!!!!"

Hayir olamaz, ekrem ölmüş olamaz. Benim ekrem im beni birakmaz. Sinirle yerimden kalkmaya calisiyorum. Bacaklarima aldirmadan kalkiyorum ama bir anda bacakkarim gucsuz kaliyor ve yere yigiliyorum.hıçkıra hıçkıra agliyorum, yeri yumrukluyorum. Kendine lanet ediyorum
"Niye ben degilim? Niye Ekrem? Şu alahin cezasi dunyada bir tek 'Yaşam amacim vardi o daldı gitti. Ben neden varim o zaman? Benim de canimi al..."

Gucumun dustugunu hissediyorum. Kolum kanadim kiriliyor sanki. Nefes alamiyorum. Kalbim her atisinda aci veriyor. Bu oyle bir açıyor ki artik dayanamiyorum. Bayilmadan once en son hatirladigim Cengiz babanin doktorlari cagirmasi oluyor. Ama artik faketmiyor benim için. İcimden allahna yalvariyorum. 'Ne olur bu benim ölüm uykum olsun... ne olur'




...CENGİZ BEY (EKREM'İN BABASI)...


Cengiz bey uzgun ve pisman bir sekilde sevil e mudehale edilesini izledi. Çok uzuluyordu cunku sevil e haksizliks etmisti. Onu ekrem in parasinda gozu olan bir kadin sanmisti ama şu an cektigi aciyi gorunce her şey netlige kavusmustu. Sevil ekremi gercekten de çok seviyordu. Arkasinii dondu, hastane islemlerini halledip arabasina bindi ve evet gitti. Salona girdi ve koltuğa yigilircasina oturdu. Odada yalniz değildi.

"Sevil nasil baba?"

"Sayende berbat. Senin öldüğünü soyledigimde sinir krizi gecirdi."

"Ne? Şimdi nasil? Onla ilgileniyorlar mi?"

"Ben cikarken oyleydi."

"Neden sevil iyilesene kadar yaninda durmadin baba?"

"Çünkü acı çekmesine vesile olduğum için, vicdan azabı çekiyorum. Ayica senin karinin bekçisi değilim."

"Baba hala aynı konuda mısın sen? Sana soyledim. Bunu yapmak zorundaydım. Yoksa sevilden asla ayrılamazdım. Ayrica şu fikirde de vazgeç. Sevil para avcısı falan değil."

"Evet, biliyorum. Bugün o kadar içten acı çekti ki inandım."

Ekrem zaten biliyordu sevil ine acı çektirdiğini. Onun canı daha çok yanıyordu, ama ne yapabilirdi ki? Buna mecburdu.
Sevilinden uzak durmalıydı...

Babası konuştu

"Peki ne yapacaksın sevil ile aynı ortamda bulunamazsın."

"Bilmiyorum baba ama sevilden ayrilmayacağım. Onsuz bir hayat bana cehennem. Onu uzaktan uzaktan izleyeceğim."

"Peki sen bu azabı çekmeyeceksin de Sevil e niye çektiriyorsun? Onu gördüm oğlum. Nasil acı cektiğini gördüm. Ona bu acıyı yaşatacak mısın gerçekten?"

"Baba anlamıyorsun... "

"Evet anlamıyorum ve anlamakta istemiyorum."

Cengiz Bey ayağa kalkıp bir hışımla odayı terk etti. Ekrem kalkmaya yeltendi ama böbreklerinin sızısıyla yüzünü buruşturdu. Hala iyileşememişti.


Babası kızmakta haklıydı.ama başka ne yapabilirdi ki?

Sahiden başka ne yapabilirdi?

Düşündü...

Düşündü...

Babası haklıydı. Böyleyken her ikisi de zarar göreceklerdi. Oyle bir plan yapmalıydı ki hem birlikte olsunlar hem sağlıklı olsunlar hem de huzurlu olsunlardı...

Düşündü ve bir plan buldu.


Mademki kendisi ölmüştü. O zaman anca ikisi ölürse kavuşabilirlerdi. Very Happy Sevil in ölumünü ortaya yayacak ve babasnı, parasını, çevresini bırakip bilinmeyen bir yere yerleseceklerdi. Ama sevil ini oldurmeliydi once, en azindan sembolik oarak. Derin bir nefes aldi ama bobreklerii aciyinca yuzunu buruşturdu tekrardan. İyilesene kadar beklemeliydi ama Sonra sevilini de alip buradan gidecek ve gittigi yerde sevil iyle olacakti. Evli, mutlu ve çocuklu olarak...



15. BÖLÜM SONU

YORUMLARİNİZİ BEKLİYORUM ARKADAŞLAR ))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Çarş. Mayıs 15, 2013 2:45 am Paylaş

Gerçekten çok aksiyon dolu bir bölüm olmuş.İki bölümdür süren aksiyondan

sonra diğer bölüm biraz romantizim bekliyorum açıkçası... Very Happy

Ekrem'in vurulacağını tahmin etmezdim.Öleceğini düşünmüyordum zaten.Ama

Cihan'ın hala dışarlarda bir yerde olması ürkütücü!

Bir an önce kavuşsunlar istiyorum.Umarım Sevil üzüntüden intihar etmeye

filan kalkışmaz.

Ellerine sağlık.Yeni bölümü bekliyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Cuma Mayıs 17, 2013 3:21 am Paylaş

16. BÖLÜM


(= 1 AY SONRA =)

…SEVİL…

Yolda yürüyorum… bitkin, etrafıma bakmadan, hızlı bir şekilde… çünkü dışarıda dolaşmak istemiyorum. İnsan yüzü görmek istemiyorum. Ekrem’imi kaybettiğimden beri başka insanlara dayanamaz hale geldim. Hemen eve gitmek istiyorum. Gideceğim, yatağa uzanacağım, Ekrem’imin resmine baka, baka uykuya dalacağım. Ama ne kadar reddetsem de, dışarı çıkıp yiyecek bir şeyler almak zorundayım. Yaşamak umurumda değil ama annemi üzmek istemiyorum. Yoksa çoktan Ekrem’in yanına giderdim…

Ekrem’in cenazesi kalkalı çok oldu. Ama beni cenazeye götürmediler. Ekrem’im defnedilirken ben sakinleştirici verilmiş bir halde uyuyordum. Lanet ebeveynler… bazen fazla korumacı oluyorlar… tabi mezarının yerini de söylemediler. Neymiş, ben mezarı görürsem daha kötü olurmuşum. Ah o an, babamın kafasına yan masadaki vazoyu geçirmeyi çok istemiştim. O benim kocamdı ve ben onun mezarını bilme hakkına sahiptim. Babamlar neden bunu anlamıyorlardı ki acaba?

Hala eski evimizde kalıyorum. Türkiye’dekinde. Ekrem’in kıyafetlerine sarılarak uyuyorum. Hiçbir kıyafeti yıkanmıyor. Daha doğrusu ben izin vermiyorum. Ekrem’imden kalan tek şey o kıyafetlerdeki kokular… ve onları kaybetmeyi de kaldıramam. Tamam, elbet bir gün o kokular da gidecek ama en azından şimdilik idare ediyorlar.

Eve varıyorum, kapıyı kilitleyip aldığım malzemeleri dolaba yerleştiriyorum. Sonra da bir şey yiyemeyeceğimi anlayıp yatak odasına yöneliyorum, salonun önünden geçerken gözüme tekli koltuk takılıyor. Ekrem’le Birbirimize dokunduğumuz, öpüştüğümüz koltuk…

Gözlerim yaşarıyor. Koşarak yatak odasına giriyorum. Yatağa girip yorganı boğazıma kadar çekiyorum. Gözlerimse karşı komodindeki resimde. Ekrem’imin resmi. O tatlı çocuksu gülümsemesiyle gülümsüyor. Bir an bende durup gülümsüyorum. Ama sonra gerçekleri hatırlıyorum. Ekrem öldü, bana böyle gülümseyemez, hem de hiç…

Ağlıyorum, her gece yaptığım gibi hıçkıra, hıçkıra…

Ve ağlamaktan yorgun düşünce susuyorum. Ama bu suskunluğu uyku takip ediyor. Gözlerim ağırlaşıyor, ve kapanıyor…

Uyuyorum.

***


Bir tıkırtıyla uyanıyorum. Normalde çok yüksek olmayan bu ses benim uyanmam için yeterli oluyor. Sese kulak verdiğimde salondan geldiğini anlıyorum. Vücudumda adrenalin salgılanıyor ama yinede korkmuyorum. En kötü ölürüm… bu da tüm acılarımın sonu olur. Tam da istediğim gibi.

Ama bir anda hatırlıyorum, kaskatı kesiliyorum o an. Ekrem’in bazı eşyaları aşağıda –parfüm, altın saat, içinde Ekrem’in resminin olduğu altın çerçeve gibi- ve hırsız eğer onları alırsa ben yarım’ımı kaybederim. Yorganı üzerimden atıp doğruluyorum. Kapıyı sessizce açıp merdivenlere yöneliyorum. Aşağıya baktığımda bir karaltı görüyorum. Çok geç olmadan harekete geçmeliyim. Aşağı inip kenardaki ince vazoyu korunak olarak alıyorum. Elimde vazoyla, sinsice salona giriyorum. Ve O’nu görüyorum…


Siyahlar içinde, yüzünde de kar maskesi var. Ama tuhaf ki hiçbir şey yapmıyor. Yalnızca tekli koltukta oturup kapıyı gözlüyor. Beni gördüğünü biliyorum. Ben kaskatı kesilmiş O’na bakarken O ayağa kalkıyor ve bana yaklaşıyor. Ben korkuyla bir adım geri atıyorum ama çok geç oluyor. Beni kollarımdan tutup kendine çekiyor. Ben bana vuracağını sanırken o kar maskesini burnunun üstüne kadar kaldırıp beni öpüyor. Dudaklarıma Ekrem’den sonra değen ilk dudak olmasına rağmen tiksinmiyorum. Yadırgıyorum başta ama dudakları tuhaf bir şekilde tanıdık geliyor. İç çekerek karşılık veriyorum. Dudaklarımı aralıyorum. Eliyle ensemden tutup beni daha çok kendine yapıştırıyor. İnliyorum. Uzun zamandır ihtiyacım olan sıcaklığı bulmuş gibiyim. Kollarımı boynuna dolayıp O’na yaslanıyorum. Beni kaldırıp kucaklıyor. Bacaklarımı beline doluyorum. Dünya silinmiş gibi geliyor. Sadece ben ve… ben ve Ekrem… sonra bir anda geri çekiliyorum. Ne yapıyorum ben? Bu adam Ekrem değil. Sanki Ekrem’miş gibi öpemem O’nu. Ama sanki dudaklarının tadı Ekrem... Vücudu Ekrem… bana sarılışı Ekrem…

Ben geri çekilince Hırsız kar maskesini indiriyor. Ama beni kucağından indirmiyor. Elleri hala kalçalarımda. Ben inmeye yeltenince beni daha sıkı kendine bastırıyor ve yürümeye başlıyor o vaziyette. Ben debelenmeye başlıyorum. Ama o cebinden bir bez çıkarıp ağzıma tutuyor. Panikle içime çektiğim nefesler benim bayılmama neden oluyor. Son kez Hırsız’a yumruk atmak istiyorum ama kolum boşluğa düşüyor.

Bayılıyorum…


…EKREM…


Sevil’i bayıltmak zorunda olmaktan nefret etti. Ama debelenmişti ve başka çaresi yoktu. Oraya bir amaç doğrultusunda gelmişti ve…
Ve ah, onu ne kadarda özlemişti. Aslında direk kucaklayıp oradan götürmesi gerekirdi ama O’nun uykulu gözlerine ve şaşkınlıkla açılan dudaklarına dayanamamıştı. Gidip O’nu öpmüştü. Bu duruma çok şaşırmıştı, oysaki söz vermişti kendisine, O’na dokunmayacaktı. En azından her şeyi açıklığa kavuşturana kadar. Ama onu daha da şaşırtan Sevil’in kendisine verdiği karşılıktı. O’nu Ekrem’i öper gibi öpmüştü. İşte bu tuhaftı. Ama o an buna takılıp öpüşmeyi kesememişti. Sevil’i kucağına alıp kendine bastırmıştı. O’nu daha çok hissetmek istemişti. Sevil’in inlemesi onu daha çok çıldırtmış, neredeyse kontrolünü kaybetmesine nden olmuştu. Ama Ekrem işin bu noktaya gelmesinin hiç de iyi olmayacağına karar vermişti. Yalnız, geri çekilemiyordu. Bu dudakların ve bu sarhoş eden kokunun tutsağı olmuştu. Ama neyse ki Sevil kendini bir anda geri çekmişti. Ama Ekrem o an rahatlamadan çok hayal kırıklığına uğramıştı. Sevil geri çekilmeye çalışsa da O, O’nu bırakmamış tam tersine kendine bastırmıştı. Bundan sonra olan münakaşa sonucunda Ekrem O’nu bayıltmak zorunda kalmıştı.


Ve şimdi, Sevil’i yatak odasına taşıyordu. O’nu yatağa yatırdı, dudağına kısa bir öpücük kondurdu ve aşağı salona indi. Yapması gerekenler vardı. salonda ne kadar kırılabilecek eşya varsa hepsini kırdı, yerleri dağıttı, evin altını üstüne getirdi. Sonra mutfağa gidip bir bıçak aldı ve kolunu kesti, çok kötü bir kesik değildi ama bayağı derindi. Sonra kolundan akan kanları etrafa yaymaya başladı. işlem bitip sonucundan memnun kalınca kolunu yıkadı ve evdeki ecza dolabından tentürdiyot, pamuk ve gazlı bez alarak kendine elinden geldiğince pansuman yaptı. İşlem bitip ardında kanıt bırakmadığına emin olunca yatak odasına çıktı. Sevil’i hala derin bir uykudaydı. O’nu kucakladı, üzerine battaniye alıp sardı ve arabaya götürdü. Yolculuk uzundu, o yüzden hemen yola çıkmalıydılar.

Bagaj yemek doluydu, benzin deposu da fuldü. Geriye yalnızca Karadeniz’e yolculuk yapmak kalıyordu. Orada çok sessiz, bir köy bulmuştu. Ama adına nazaran kendisi gayet gelişmişti. Okulu, hastanesi, düzgün yolu, alış-veriş merkezleri vardı. orada iki katlı ve çıktıkları eve nazaran oldukça ‘mini’ bir ev almıştı. İçi eşyalarla doluydu. Şu anlık belli bir düzeni vardı ama isterse Sevil evi baştan dekore edebilirdi. Şimdilik yanında nakit olarak çok para vardı. ama kredi kartlarını, banka hesaplarını, çek defterlerini… Hepsini arkasında bırakmıştı. Ellerindeki para elbet bir gün bitecekti ama o zamana çiftlik konusunda uzman olmayı planlıyordu.
Sessizlik içinde yolculuk devam etti. Ekrem ara sıra yan tarafında baygın atan Sevil’ine bakıyordu.
Yine Sevil’ini izlemeye daldı…
Ve sevil aniden gözlerini açtı…
Ekrem nefesini tuttu. Kar maskesi yoktu yüzünde. Sevil O’nu görmüştü.
Peki, nasıl bir tepki verecekti?

16. BÖLÜM SONU

YORUM YAPIN ARKADAŞLAR. YORUMLAR AZALDIKÇA YAZILARIM BEĞENİLMİYORMUŞ GİBİME GELİYOR. ÜZÜLÜYORUM. LÜTFEN BENİ YORUMLARINIZLA TEŞVİK EDİN. ÇOK ÖPTÜM. <3
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) C.tesi Mayıs 18, 2013 8:26 am Paylaş

Çabucak kavuşmalara sevindim. Very Happy
Umarım her şeyi terk edip mutlu günler yaşamaya başlarlar artık.
Sevil öldüğünü ya da delirdiğini filan düşünmüştür herhalde.Ekrem'in ikna etmesi
gerekecek gibi...Evlerini,yeni düzenlerini merak ediyorum.
Yorumlar konusunda da canını sıkma sanırım şu an forumm'da bir sen bir de ben varız.
Ben bölümü çok beğendim.Ve lütfen yeni bölüm için bekletme...Ben gerçekten yeni bölümü bekliyorum. Very Happy Ben de öptüm Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content
MesajKonu: Geri: "ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ ) Paylaş

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

"ZOR"UNLU AŞK ( ^_^ 20. BÖLÜM ^_^ )

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
3 sayfadaki 4 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Çakıl Taşları Fan Sitesi :: Çakıl Taşları Dizi :: Çakıl Taşları Dizisi Sizin Senaryonuz-