Paylaş|

PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
YazarMesaj
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D Salı Mayıs 28, 2013 4:30 am Paylaş

1. BÖLÜM


sevilin acil is bulması gerekiyordu, yoksa babasından kalan borçlar onun sonu olacaktı. bankadan alınan 80.000, taksitleri ve faizleriyle kapıya dayanmıştı. 'keşke babama kefil olmasaydım' diye düşündü. ama artık keşkeler için çok geçti, önüne bakmalıydı borclari ödemesi 4-5 yıl alacaktı. bu yüzden hem düzenli ve kalıcı hem de bol maasli bir is bulmalıydı. peki nasıl yapacaktı? nasıl bulacaktı? ama yapmalıydı, başka şansı yoktu. yapabileceğii işler belliydi, arkadaşı aycin in ona verdiği kağıtta yazan numaraya baktı. günlerdir is ariyordu ve belkide bu onun son şansı olacaktı.


İş ilanında ıngilizce ve japonca bilmesi gerektiği belirtilmisti. evet hem sekreter hem de cevirmen olarak girecekti ise, tabi eğer alınırsa. her iki dilde ana dili gibi biliyordu. ıngilizce bilgisi okullardan ve kendi cabasiydi, ama japonca bilmesinin nedeni 12 yaşına kadar orada yaşamış olmasıydı. bunun nedeni annesinin bir japon olmasıydı, tabi sevil de gözlerinin cekikliginden nasibini almıştı ama baba genleri daha ağır bastığından yalnızca biraz cekikti. ve bu cekiklik ona ayrı bir hava ve çekicilik katıyordu. ince ve zarif vücuduyla, hacimli, düz ve parlak saçlarıyla, güzel yüzüyle erkekler tarafından her zaman ilgi görmüştü. bundan şikayetçi değildi, tabi dozajında olanlardan. üç defa da evlenme teklifi almıştı, bunların içinde çok zengini de vardı. ama o aşka her zaman inanmış bir insandı ve hala da inaniyordu. sevgi kutsldı ve o da elbet bir gün kalbini yerinden hoplatacak brini bulacağına inanıyordu. elindeki kağıda baktı tekrar, bu ilk sekreterlik deneyimi olmayacaktı, önceki iki işinde de çok başarılı olmuş ve patronlarından övgü almıştı. ayrılma sebepleri ise çok uzun ve utanç vericiydi. iki patronu da ondan yabancı dil bilgisi ve sekreterlik yeteneğinin yanında patronuna kendisini sunmasını da istemişlerdi. sevil ise o an eline ne geçmişse fırlatmış ve kapıyı sertçe çarpıp çıkmıştı. şimdi o anları hatirlayinca daha çok sinirleniyordu. onlar kim oluyorlardı da kendisini onlara vereceğini düşünebiliyorlardı? sevmediği biriyle olmak ona iğrenç geliyordu. o yalnızca sevdiği erkeğin olacakt



Buna 12 yaşında karar vermişti, çünkü o yaştayken annesi, babasını aldatmış; kendisini ve babasını bırakıp gitmişti, babası da sevili de alıp türkiye ye dönmüştü. o olaydan sonra ne annesini görmüş ne de babası eskisi gibi olmuştu. tüm neşesini kaybeden babası pek çok ise atılım deneyinde bulunmuş ancak hiç başarılı olamamıştır. en son ve büyük işi içinde 100.000 lira bankadan borç çekmişti, ancak banka onun önceki işlerindeki başarısızlıkları göstererek.bir kefil istemişti, sevil ise babasının yıkılışını gormeye dayanamamis ve ona kefil olmuştu. ilk bir yıl düşe kalka sürmüştü, ancak işler bir anda polis in baskınıyla batmisti. mustafa bey (Sevil in babası) kendi yolsuzluklarının su yüzüne çıkmasından dolayı duyduğu utançla intihar etmişti. geriye kalan 80.000 ise sevil in başına kalmıştı. sevil hem babasına duyduğu üzüntü hem çevreye duyduğu utanç ve bananka yüzünden çektiği maddi sıkıntılarla çok yorulmuştu. başka bankalarda ona babasının soyadındaki leke yüzünden kredi vermemişti.
şimdi ise her şey yoluna giriyordu. sevil numarayı çevirdi ve beklemeye başladı, kısa sürede açıldı


'Kaya Holding buyurun?'
'
'Şey ben sekreterlik için aramıştım. bana bu numarayı arkadaşım verdi ve görüşme için randevu gerekiyor sanırım, ben ne zaman için uygun olursunuz diye soracaktım.'
'himm... bir dakika lütfen' kağıt hışırtısı duyuluyor. 'adınız neydi acaba?'

'Sevil... Sevil Soykan...'
'
Pekala sevil hanım, yarın saat üç te burada olun lütfen. Ekrem bey o zaman sizi kabul edebilir.'
'
Pekala, teşekkür ederim. iyi günler size.'
'
iyi günler.' telefon kapandı.

Sevil in kalbi heyecanla doldu, belki de bu olurdu, belki de her şey yoluna girerdi, belki de... ah yine hayal kurmaya başlamıştı. sevil bunu hep yapar ve sonunda hüsrana uğrardı. hayal kurmamaliydi. bu konuyu unutmaya karar verdi, en azından yarına kadar...

***
akşama kadar başka şeylerle uğraştı, gece olunca da yattı ama uyuması zaman aldı, gerçekten heyecanlıydı.
ama sonra günün stresi onu uykunun kollarına itiverdi...


***

uyandığında saat sabahın yedisiydi, fazla uyuyamazdı zaten, kalkıp banyosunu yaptı, güzelce spor kıyafetlerini giyindi ve evi temizlemeye başladı, stresini ancak böyle atabiliyordu. evi pırıl pırıl olduğunda saat ona gelmişti. sonra çamaşırları makineye attı, bitince çıkarıp astı, ama böyle olmayacaktı, zaman bir türlü geçmiyordu, sonra aklına Cihan geldi. onunla konuşurken zaman çok hızlı geçerdi, yine yardımına ihtiyacı vardı. Hemen aradı, ikinci çalışta açtı
'Alo Japon? hayırdır?'
'Cihan birincisi bana 'Japon' demekten vazgeç, ben Türk üm. ikincisi insan bi günaydın, merhaba falan der, ne bu şimdi?'
'şaka yapıyorum Japon ya, hemen ne kızıyorsun? tamam, merhaba! naber?.. oldu mu?'
'oldu ama hala Japon diyorsun...'
'vazgeç artık beni uyarmaktan, sana bin defa söyledim, sen benin 'Japon'umsun, bunu hiçbir şey değiştiremez.'
'Pekala öyle olsun 'Keş'. o zaman bundan sonra sen de benim 'Keş'imsin.'
'Her ne kadar onur kırıcı da olsa senin bir şeyin olma onuruna erişmek benim için bir şereftir sultanım...' Cihan seville her zamanki flörtlesme çabalarına girdi ama buna alışık olduğundan Sevil sadece güldü. keyfi yerine gelmişti. Cihan ın dostlugundan her zaman keyif almıştı. Cihan i kaybetmek istemezdi hiçbir zaman. bu artık alışkanlık olmuştu. sonuçta üç yaşından beri arkadaşıydı. ergenlik döneminde bir kere çıkmaya çalışmışlardı ama sonundaki öpücüktenher ikisi de tiksinince bu flörtlesme aralarında bir oyun olarak kalmıştı. Sevil cihan i seviyordu ve cihan da sevil i seviyordu. ama yalnızca arkadaşça. ancak etrafındakiler bunu bir türlü kabul etmek istemiyorlardı. her zaman onlara 'eninde sonunda evlenecekler' gözüyle bakiyorlardi. ilk başta bu onları bunaltsa da sonunda takmamaya karar vermişlerdi. birbirlerinden güç alıyor ve mutlu oluyorlardı, hepsi bu. şimdi de o anlardan biriydi.
'ya saat üçte is gorusmem var ve zaman geçmiyor, ben de en iyi zamanı gecirebilecegim yakışıklı kimdir diye dusunuyordum, elimde telefon, elim iki numarasına basılı kalmış, şansa bak orada da sen hızlı aramada kayıtlısın. öyle aramış bulundum.' ikisi de güldü bu söze.
'ah Japonum ne zaman kabul edeceksin elinin bilerek o tuşa gittiğini? kabul et sen beni seviyorsun.'
'cık cık cık.... çok ayıp...' sesini fısıltı haline getirip devam etti, seksi bir biçimde 'böyle şeyler alenen konuşulmaz ama...' dedi. karşıdakinin hafifçe nefesini tuttuğunu farketmedi ve güldü sesini eski haline getirip 'Cihan şaka bir yana ben cidden çok heyecanlıyım. bu ışte olmazsa ne yaparım bilmiyorum...'

iki saat konustular, sevil dövündü, cihan sakinleştirdi. sonra Sevil zamanın yaklaştığını farkedince teşekkür edipveda etti ve kapattı. hemen bir banyo yaptı, açık renk bir takım giyip saçını hafif topuz yaptı. hafifçe bir makyaj yapinca işlem tamamdı. taksi çağırıp bekledi, gelince yanına gerekli evrakları da alıp hemen bindi arabaya. saat iki elli de holdingteydi. asansöre yetişmek için kostu, kapı tam kapanacakken eliyle engelledi. içeri girince adamı farketti, bayağı yakışıklıydı. boyu kendisinden on beş- yirmi santim uzundu, takım elbiseye bakılırsa üst makamda çalışıyor olmalıydı. sevil adamı incelerken sorduğu soruyu duymadi
'efendim? ne?'
'kaça çıkacaksınız diye sormuştum ama...'
'ah üzgünüm, ben 11 e çıkacağım.'
'oh, peki, ben de 11 e çıkıyorum ama sizi daha önce hiç görmedim...'
'Ben sekreterlik görüşmesi için geldim, daha ilk kez çıkıyorum 11. kata, ondandir'
'kimi görmeye geldiniz?'
'Ekrem Kaya'
'ah...' bir an üzgünce baktı Sevil'e.
'ne oldu?' dedi Sevil
'Ekrem benim kardeşim olur, ikimizde sekreter arıyorduk, sanırım seni o kaptı, ama eğer kabul edilmezsen ya da alınırda o suratsizdan bıkarsan bana gel, ben seni hayli hayli kabul ederim.' dedi göz kırparak. Sevil gülümsedi, aslında böyle şeyleri sevmezdi ama bu adam o kadar şekerdi ki sevil ona kizamadi.
'Adınızı öğrenebilir miyim ?'
'Şey... Sevil. sizinki ne?'
'Ceyhun. Sevil, sizinle daha çok görüşeceğiz sanırım...' lafını bitirirken elini uzatıp Sevil in elini tuttu ve dudaklarına götürdü, o öperken sevil çekmedi elini, Ceyhun denen adamın capkinligini şimdiden anlamıştı. dikkatli olmalıydı...

Ceyhun dudağını çekmeden asansörün kapısı açıldı ve bir çift göz onlara yarı şaşkın, yarı kızgın gözlerle baktı. Ve konuştu onları gören adam...

'abi? sevgililerine kaçamak yapacak başka bir yer bulamadın mı?...'


1. BÖLÜM SONU

YORUMLARINIZI BEKLİYORUM... <3 ) ARKADAŞLAR GURURLA SOYLERİMKİ BEN BİR 'PİS YEDİLİ' HAYRANIYIM. BU YÜZDEN CEYHUN ADINI KULLANDIM. SEVİL İN HANGİSİNE AŞIK OLACAKĞI ŞİMDİLİK BENDE SAKLİ KALSİN. TABİ YORUMLARİNİZLA BANA FİKİRLERİNİZİ BEYAN EDEBİLİRSİNİZ )


En son fatmannur tarafından C.tesi Haz. 08, 2013 10:19 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
elifgamze
Üye
 Üye
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 54
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 54
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 31/08/10
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D Paz Haz. 02, 2013 1:48 am Paylaş

çok güzel çok beğendim Very Happy devam et tatlım Very Happy ama diğer senaryolarını da beğeniyorum onlarıda unutma Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Mavi Kelebek
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 114
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 113
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 08/08/12
<b>Nerden</b> Nerden : Geldiğini bileceksin.
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : Maviş <3
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D Salı Haz. 04, 2013 2:38 am Paylaş

Değişik bir konu...
Güzel olacağa benziyor.
İlk bölümü bekliyorum.
Ve lütfen diğer senaryonu da ihmal etme! Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fatmannur
Foruma Alisiyor
Foruma Alisiyor
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 202
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 238
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 19/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : İSTANBUL
<b>Kişisel İleti</b> Kişisel İleti : EVVEET ARKADAŞLAR HERKESE MERHABAAA!!!!
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Sevil

MesajKonu: Geri: PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D C.tesi Haz. 08, 2013 10:16 am Paylaş

2. BÖLÜM


Sessizliğin ardından Ceyhun konuştu. “Sözlerine dikkat etsen iyi olur Ekrem, yoksa sonu kötü olacak…”

Sevilse asansörün başındaki adama bakakaldı. Bu adam Ceyhun’un kardeşi olmalıydı ama Ceyhun’a nazaran hiçbir çekiciliği ve albenisi yoktu. Ceyhun’un aurasında ayrı bir parlaklık, ayrı bir çekicilik vardı. bu adamsa yalnızca… Bu adamdı. Sevil önce konuşamadı, ama sonra adamın kastettiğini anlayıp gözleri yanarak konuştu.

“Ben Size geldim.”

Adam şaşırsa da belli etmedi. “Ah, demek devran döndü. Benimkiler ağabeyime gitmiyor da, ağabeyiminkiler bana geliyor. Tuhaf. Şimdi ciddi şaşırdım…”

Sevil’in attığı tokatla sustu ve Sevil’e ayrı bir şaşkınlık ve ateş püsküren bakışlarla baktı. Sevil O’na hiç aldırmadan, şaşkınlıkla olayı izleyen Ceyhun’a döndü.

“Ceyhun Bey, eğer hala sekreter arıyorsanız, ben talibim.”

“Oh… Gerçekten ani oldu ama tabi ki de olur, sana her zaman olurdu zaten.” Göz kırpıyor.

“O zaman isterseniz odanıza gidelim de şartlarınızı ve ‘şartlarımı’ konuşalım.”

“Pekâlâ, gerçekten de ‘şartlarınızı’ çok merak ediyorum.”

Sevil asansörden çıkmak için Ekrem Bey’i ittirdi. Bu kadar hakarete maruz kalmak için hiçbir şey yapmamıştı. Asansörden çıkınca Ceyhun Bey’i bekledi ve O’nun önderliğinde odasına girdi. Ceyhun Bey’in odası gerçekten çok büyüktü. Baş patron olduğunu –Ki bunu Ceyhun’un Ekrem’den büyük olmasına bağlayarak anlamıştı- iyice ortaya koyuyordu. Ceyhun Bey yerine oturup Sevil’e de oturmasını eliyle işaret etti. Sevil oturunca “Evet Sevil Hanım, şartlarınızı öğrenebilir miyim?”

“Önce sizinkileri duymayı tercih ederim.”

“Gelecekteki patronunuz olduğumu belirtmek isterim. Ne dersem yapmak zorundasınız.”

“Dediğiniz gibi ‘gelecekteki’ patronum olabilirsiniz. Eğer olursanız, o zaman ne derseniz yaparım.”

“Valla bunca yıllık patronluk hayatımda bana senin kadar laf yetiştiren kimse olmadı. Herkes benden korkar. Ama sende bu huy eksik sanırım.”

“Bence bu huyun eksikliğinden kaynaklanmıyor. Salaklığımdan kaynaklanıyor.”

“Neden böyle söylediniz?”

“Boğazına kadar babasının borçlarına batmış, düzenli ve iyi gelirli bir iş arayan birisinin cesareti salaklıktan başka bir şey değildir…”

“Bence yanılıyorsunuz. Bu sizin ne kadar karakterli ve yalansız biri olduğunuzu gösterir. En azından çevremin %99 u gibi bana param ve mevkiim için yalakalıklık yapmadınız. Bu benim size olan güvenimi arttırdı doğrusu.”

“Sağ olun. Pekâlâ, sizi dinliyorum. Şartlarınız neler?”

“Öncelikle size karşı ilk hareketim biraz çapkınca olmuş olabilir ama işte hiçbir zaman böyle laubalilikler istemem ve yapmam. Her zaman işe saat 07.45 de geleceksiniz. On beş dakikaya ben gelirim ve masamda muhakkak kahvem ve günlük gazetem olmalı. Kendime gelmem için bunlara ihtiyacım var. Ayrıca ne zaman hazırlayacağınız size kalmış ister akşam evde hazırlayın ister iş yerinde hazırlayın, ben geldiğimde günlük raporlar hazır olmalı. Randevularım her zaman belli olmalı. Biliyorum şimdi söyleyeceğim biraz absürt kaçacak ama hangi randevunun gereksiz, hangi randevunun ise hayat memat meselesi olduğunu belli bir zaman sonra sen çözeceksin. Çıktığım kızlarla olan randevularım, onlara gönderilecek hediyeler falan hepsi senden sorumlu, iş yemeklerine benle katılacaksın ve orada konuşulan önemli şeyleri not alacaksın, tabi ki bunun için sana özel bir hesap açılacak ve o hesaptan üzerine giyebileceğin şık ve zarif kıyafetler alacaksın…”

“Bu kadar mı?”

“Daha vardır ama onları da iş zamanında öğrenirsin. Sanırım maaşını da merak ediyorsundur, aylık 5 bin Türk Lirası alacaksın. Unutma burası çok büyük bir holding ve sende buranın en büyük hissedarının sağ kolu olacaksın. Bence Ekrem’i seçsen daha az sorumlulukla baş etmek zorunda kalırdın…”

“Hayır, kalsın teşekkür ederim. Pekâlâ, sizin şartlarınız bana gayet uyuyor. Benim şartlarımsa şunlar, ben bundan önceki çalıştığım yerlerden sürekli ayrılmak zorunda kaldım. Çünkü patronlarım öyle ya da böyle benden… Bedenimi de istediler. Aldıkları cevap ise kafalarına yedikleri vazolar oldu. Benim tek şartım aramızdaki ilişkiyi iş ilişkisi seviyesinde tutmamız. Bunu yaparsanız emin olunki aramızda hiçbir sorun çıkmaz. Ben verimli bir çalışanım. Ama lütfen bunu göstermeme izin verin.”

“Pekâlâ, Sevil Hanım. Ama umarım siz de kendi önerilerinize uyarsınız. ” Elini uzattı Ceyhun, Sevil tereddüt etti. Ama sonunda uzattı.

“Emin olabilirsiniz.”

“Ne zaman başlarsınız?”

“Siz ne zaman başlamamı istersiniz?”

“Bu huyunuzdan vazgeçmelisiniz.”

“Değişemeyeceğimi söylemeliyim. Asıl siz beni böyle uyarmaktan vazgeçmelisiniz.”

“Bak… Of tamam öyle olsun. Bugün biraz halsizim, hasta olacağım sanırım. O yüzden şanslı gününüzde olduğunuzu söylemeliyim. Şimdilik siz kazandınız. Pekâlâ, bugün başlayabilir misiniz?”

“Ben... Tabi ki. Yani bu işe alındım mı demek oluyor?”

“Sanırım öyle.”

“Sağ olun Ceyhun Bey. Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım.”

“Umarım öyle olur. Bu arada Ekrem e huysuz ve suratsız derim demesine ama iş dünyasında o benim yanımda melektir. Yani sizi çok zor günler bekliyor.”

“Uyarılarınız için sağ olun ama zoru başarmak daha zevklidir her zaman. Diğerleriyse yalnızca… Yavan…”

“Sizinle iyi anlaşacağız.” Ceyhun gülümsedi.

“Umarım öyle olur. Pekala benim masam nerede? Çalışma masamı siz göstermezsiniz herhalde. Birini mi çağıracaksınız?”

“Ne münasebet canım ben gösteririm, hemen kapımın önündeki iki masadan sağda olanı. Buyurun.” Kapıyı açtı ve masayı gösterdi. Fazla büyük değildi elbet ama iş görürdü. Sevil’in içini mutluluk sardı. Galiba bu sefer işler gerçekten yoluna giriyordu. Ceyhun Bey Sevil’in masasına yerleşmesini ve çocuksu sevincini saklamaya çalışmasını keyifle izledi. Yeni sekreterinin bu kadar tatlı ve güzel, aynı zamanda bu kadar da sert olması işine gelmezdi normalde ama bu kadına kanı kaynamıştı. O’nu izlemekten de zevk alıyordu. Kim bilir, beklide ara sıra kapı açık kalır ve O’nu izlerdi…


***


Sevil yerleşmesi hemen bitirdi ve randevu listesine göz attı. Bir yandan da çalan teflonlara yanıt veriyordu. Ama iş zannettiği kadar zorlamıyordu O’nu. Tamam, zordu ama yapmadığı iş değildi sonuçta. Akşam’ın nasıl geldiğini bilmiyordu ama mesaisi bittiğinde bir ‘Oh’ çekip ayağa kalktı. Son kez Ceyhun Bey’in kapısını çalıp bir isteği olup olmadığını sordu. Aldığı cevap pek iç açıcı değildi.

“Bu akşam bir iş yemeği var. Hemen çıkmamız gerek. Üstündekiler güzel. Böyle gidebiliriz. Yolda ben sana detayları anlatırım.”

“… Peki…”

***

Yola çıkmaları iki dakikalarını aldı. Restoran da yakındı zaten. İçeri de Onları üç çift karşıladı. Oradaki çiftler sekreter-patron değil, eş yahut sevgiliydi. Sevil bunu öğrenince biraz bozuldu. Bu hiç de iş yemeğine benzemiyordu. Ceyhun Bey’in yoldaki suskunluğu şimdi anlaşılıyordu. Yemekler yendi, sohbetler edildi. Sevil her ne kadar ilk başta biraz çekingen davransa da, bu arkadaş grubunun sıcaklığıyla O da araya kaynadı. Ceyhun ara sıra O’nu izledi. Sevil’in gülüşü çok sıcak ve samimiydi. Ceyhun gerçekten de Bu kızdan hoşlanmıştı. Ama kıza da söylediği gibi aralarındaki mesafeyi iyi korumalıydı yoksa bu işin sonu felaketti. Kendini kahvesine verdi. Her şey yenilip içilince kalktılar. Herkese veda edip restorandan çıktılar. Kapıya gelince Ceyhun Bey bir anda kaskatı kesildi. Sevil bir an şaşkınca Ceyhun’a baktı, sonra ise O’nun baktığı yere, kapıdaki dilbere baktı. Kadın gerçekten çok güzeldi. Sevil kadını incelerken Ceyhun O’nu belinden çekip kendine döndürdü. Ve kulağına doğru.

“Sevil beni hemen öp…”

“Ne?..”

“Öp yoksa seni kovarım…”


2. BÖLÜM SONU

YORUMLARINIZI BEKLİYORUM ARKADAŞLAR. GEÇ KALDIĞIM İÇİN GERÇEKTEN ÇOK ÖZÜR DİLERİM…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ekrem_nurcan
Forumcu
 Forumcu
avatar
<b>Cinsiyet</b> Cinsiyet : Kadın
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 439
<b>Rep gücü</b> Rep gücü : 456
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 22/08/10
<b>Nerden</b> Nerden : istanbul
<b>Sevdiği Karekter</b> Sevdiği Karekter : Ekrem

MesajKonu: Geri: PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D Perş. Ağus. 01, 2013 7:36 pm Paylaş

Harika olmuş.Ama Ceyhun ilk başta laubalik sevmiyorum dedi şimdi beni öp yoksa seni kovarım diyor. :)Yeni bölümü merakla bekliyorum.Umarım fazla uzamaz.. Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content
MesajKonu: Geri: PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D Paylaş

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

PATRON VE SEKRETER (2. BÖLÜÜÜÜÜÜÜÜÜM) :D

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası
Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Çakıl Taşları Fan Sitesi :: Çakıl Taşları Dizi :: Çakıl Taşları Dizisi Sizin Senaryonuz-